Ö N S Ö Z       

 

S

iverek'in geçmişini incelediğimiz zaman, karşımıza maalesef cimri bir  tarih sayfası çıkmaktadır.Eli mürekkep tutanları cihetinden çok velud  (üretken) olmasına rağmen,aynı veludiyeti kendi tarihini araştırmak için ne  yazık ki gösterememiştir. Siverek'te yetişmiş aydınların pek çoğu belki de  toplumsal sorunların çözülmesi ve bu bağlamda intisap ettikleri ideolojik alt  yapıları gereği ancak yaşanan sosyal hayatın içinde kalmışlardır. 

    Bin iki bin yıl öncesinin izlerini sürmek ,o tozlanmış belki de  ayıklanması güç ,belli belirsiz izler arasında kendi doğdukları ve dedelerine  mezar olan Siverek'i araştırmak, haklı olarak onlara entellektüel fantaziyesi  olarak gelmiş olabilir.Gerçekten son yüzyılın içinde bulunduğu zaman  dilimi, hep inkılaplar,,savaşlar radikal değişimler gördü.Ve  belki de  yüzyıllarca dökülecek gözyaşını aşan acılar... Acılar.Kardeş kavgaları ve  oluk oluk akan kan... Ardından cehalet, fakirlik ve yine kan...  Göçler, harap  olmuş evler, köyler,şehirler,dağılmış aileler...  Siverekli aydınların şöyle  veya böyle içinde yaşadıkları bu olaylara kafa yormaması düşünülemezdi.  Nitekim öyle de oldu. Ama bu arada bir şey daha oldu SİVEREK TARİHSİZ KALDI.

       Milattan binlerce yıl öncesine uzanan tarihiyle Siverek,mirasyedi bir  öksüze benzemektedir. Pek çok kavimlere,medeniyetlere beşiklik eden, tarih  içinde çok canlı bir rol oynayan Siverek'te iz sürmek,buradan gelip  geçenlerin adımlarını takip etmek, hemen hemen imkansız gibidir.    Suç buradan gelip geçenlerde mi?  Yoksa iz sürmeyenlerde mi? Yüz yıllarca  burada hüküm süren insanlar, acaba arkalarında hiç mi bir eser bırakmadılar?  Ya da bıraktılar da sonradan gelenler mi bu tarihi izleri,eserleri bir daha  belli olmayacak şekilde yok ettiler. Şöyle veya böyle,artık kimin suçlu  olduğunu aramaktan vazgeçip, bir vakayı kabul etmeliyiz. Siverek'te tarihin  izleri hemen hemen yok gibidir.  Şehirle ilgili tarih kitaplarında da  maalesef çok az bilgi vardır.Olanlarda da Siverek'le ilgili bilgiler bölük  pörçük ve tasnif edilmemiş, dağınık bir şekildedir.

     Bu durum karşısında Siverek tarihi hakkında inceleme ve araştırma  yapanlar nereye baş vuracaklar ? Hangi kaynaklardan yararlanacaklar?  Konu  ile ilgili ciddi ve müstakil bir araştırma henüz yapılmamıştır.Veya böyle bir  çalışmaya biz ulaşamadık...  O halde ne yapmalı? Bizden öncekiler hiç olmazsa  kendi zamanlarındaki olaylara ışık tutacak  bir ayna sunabilseydiler,belki de  bugün bizler karanlıkta el yordamıyla birşeyler araştırma zahmet ve  şaşkınlığında olmazdık. öyle ise günümüz araştırmacıları ve Siverek  sevdalılarına düşen görev ile yapılması gerekenleri kısaca şöyle  sıralayabiliriz.

      1-Acil olarak Siverek'le ilgili şimdiye kadar yapılan, tarihi, kültürel,  istatistiki bütün çalışmaları tasnif etmek ve bunların bibliyografilerini  tesbit etmek.

        2-Siverek tarihi ile ilgilenenlerin tanışıp işbirliği yapmaları ve  dağınık halde bulunan çalışmaları birleştirmeleri

     3-Eğer bizden öncekiler bize kendi devirlerini aydınlatacak eserler  bırakıp günümüze bir ayna tutabilselerdi, hiç olmazsa kendi devirleri  aydınlanmış olurdu.Öyle ise bizler, günümüz Siverek'ine ayna olalım. Bu günü  geleceğe taşıyabilmek için,yapmamız imkan dahilinde olan "Bu günkü Siverek"i  anlatalım.Bu gün yazılıp kaydedilecek bilgiler,elli yıl sonra tarih  olacaktır.O halde bu günkü yaşayan Siverek'in gelecek nesillere aktarılması  gerekmektedir. Bu kitabı yayınlamaktaki amacımız da budur.

      Geçmişle gelecek,Siverek'le Siverekli  arasında bir köprü ,bir aracı  olmaya çalıştık. Geçmişi ASUR'lulara kadar uzanan bir kalenin etrafında  kurulmuş Siverek tarihinin tam olarak yazılıp araştırılmadığının  bilincindeyiz Dileğimiz bundan sonra gelecek araştırmacıların bu konuyu daha  ayrıntılı ve derinlemesine incelemeleridir.Bu arada bir kadirşinaslık gereği  rahmet ve şükranla anmayı bir vicdan borcu telakki ettiğimiz,Öğretmen M.Ali  KAYADAĞ'ı  zikretmeden geçemeyeceğiz. Siverekle ilgili belki de ilk ciddi  çalışmayı yapan kişidir. Ancak tam olarak tanınıp, değeri anlaşılamayan bu  değerli Siverek aşığı insan çalışmalarını tamamlamasına ömrü vefa etmedi    kendisini rahmetle anarken çalışma arkadaşı sayın Mustafa Karakurt Bey'e de  teşekkürlerimizi sunuyoruz.

       Bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen araştırmacı- yazar arkadaşlarımız  kollektif bir eser ortaya koyarak, beraber çalışmanın güzel bir örneğini  sergilediler.

  Çalışmamızda çizim ve fotoğraflarıyla katkıda bulunan Öğretim  Görevlisi,Ressam Hüseyin Demirbağ'a ve Araştırmacı-Şair, Halk Sanatçısı  Ramazan Özgültekin'e teşekkür ederken, bu birlikteliğin daha nice eserler  ortaya koymasını diliyoruz. Bu arada , Fotoğraf sanatçısı  öğretmen Şehmus Çakırtaş  bey’e  çalışmanın plan safhasındaki  katkılarından dolayı  teşekkür ediyorum.                                                                                                                 ayrıca bu çalışmaya bizi teşvik eden ve manevi desteklerini esirgemeyen  Siverek'i İl yapma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Sayın Koçali Aymaz  ve  İrfan Gazetesi sahibi Osman Güyüç Beylere de  şükranlarımızı sunuyoruz.                                               

                                              

                                                                                  Ekrem AKMAN                                                                                                                                                                                               

                                                                                   10.Eylül.1996                                                                                                 

                                                                                        SİVEREK

 

                                 

                                                              GİRİŞ

 

   iverek, sönmüş, bir yanardağ olan Karacadağ'ın batısında, Fırat'a doğru   

 uzanan bölgede, Diyarbakır-Şanlıurfa-Adıyaman arasındaki üçgen kurulmuş bir  şehirdir.

     Tarihi, Sümer ve Asurlulara kadar uzanan şehir, Asurlular döneminde yığma  bir tepe üzerine inşa edilen kale etrafında kurulmuştur. Şehire hükmedenler  tarafından zaman zaman onarılan kalenin son olarak Bizans İmparatoru  II.Costantin tarafından  Diyarbakır'a gelecek saldırıları önlemek ve  çevredeki önemli yolları kontrol altına almak amacıyla yeniden tamir  ettirilmiştir.  Tarihte pek çok medeniyetlere beşiklik eden ve değişik  milletlerin hakimiyetine giren Siverek, Milattan sonra Araplar, İranlılar,  Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı İdarelerinde çok mamur günler geçirdiği  gibi, çeşitli savaşlarda tahrip edilip yıkık bir köy halini aldığı zamanlar  da olmuştur.  Diyarbakır'ın fethinden önce Halid b.Velid tarafından eyalet  merkezi olmuş, daha sonra Bizanslıların idaresinde Batlamyus'un rivayetine  göre Kontopolis'lik yapmıştır.  Selçukluların Anadolu'ya girmesiyle, Melikşahın  komutanlarından Bozan Bey tarafından (1097) Urfa Kontluğuna,daha sonra Musul  Atabeyi Nureddin Zengi idaresine  geçmiştir.  1400'lerde Timur'un  tahribatından nasibini alan Siverek sırasıyla Mısırlıların (1426),  Akkoyunluların (1435), bilahere İranlıların eline (1451) geçmiştir.  Yavuz  Sultan Selim'in Ridaniye Savaşı dönüşünde (1517) Osmanlı idaresine geçen  şehir, İranlılar tarafından tekrar zaptedilmişse de, bu uzun sürmemiş, 1535  yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar Osmanlıların idaresine  geçmiş ve Harput eyaletine bağlı bir kaza merkezi yapılmıştır. Osmanlı idarecileri tarafından zamanla şehire camiler, hanlar, medreseler, hamamlar ve  çarşılar yapılıp kalesi tamir edilerek, 1908 yılında mutasarraflık  yapılarak Çermik, Hilvan (Karacurun), Viranşehir  Siverek'e bağlandı.

   Milli mücadelede ve Urfa'nın kurtuluşunda çok büyük kahramanlıklar  gösteren Siverek 1923'te vilayet merkezi yapıldı. Ancak Sivereklilerin bu  mutlu sevinçleri fazla uzun sürmedi. Bölgedeki aşiret yapılanması ve bu  aşiretler arasındaki akıl almaz rekabet ve şahsi ihtiraslar maalesef Siverek  vilayetinin 1926 yılında ilçe yapılmasına sebebiyet vermiştir.

      İşte Siverek'in Cumhuriyet devri macerasının başlangıcı... 1926'dan  1996'ya kadar tam 70 yıl... Evet tam 70 yıl... Bu uzun yıllar içinde Siverek  geniş arazisi, verimli toprakları, mücadeleci ve çalışkan insanları ile pek  çok il merkezini sosyal ve kültürel açıdan geride bırakarak, ama maalesef çok  acı günler yaşayarak, günümüze bir mücadelenin (il olma mücadelesinin) adeta  sembolleşen şehri olarak  Türkiye gündemine yerleşmiştir.

     Türkiye genelinde kültür ve ilim dünyamıza pek çok değerli isimler  armağan eden Siverek, maalesef belli başlı üç nedenle kendisine layık  olan  ve gelmesi gereken yere gelememiştir.

      1.Aşiretler arasında bitip tükenmek bilmeyen ve bölgede adeta sosyal bir  kangren olan kan davaları ve ölümler... Yerleşik hayatı cehenneme çeviren kan  davalarının sosyal ve ekonomik, hatta zirai hayata getirdiği zararları yeri  geldikçe inceleyeceğiz.

      2. 1970'lerden sonra başlayan anarşi ve terör olayları,Siverek'i ve  çevresini çalkalamış,şehri zaman zaman yaşanmaz bir hale getirmiştir.  Bunun  neticesi olarak pek çok insan ve bilhassa zengin ve şehirli tabaka  Siverek'i terk etmiştir.Bunun yanı sıra okumuş kitle de büyük şehirlere  giderek beyin ve sermaye göçüne sebep olmuşlardır.

    3.Siverek'in ilçe merkezi olarak kalması ilçede gerekli alt yapı ve  yatırımların yapılmamasına neden olmuş.Diyarbakır ile Şanlıurfa illeri  arasında sıkışmış, bu iki büyük il ile rekabet imkanı da olmadığından  buralara da büyük oranda sermaye ve yetişmiş insan gücü vermiştir.

     Siverek'te  yapılması gereken ve Siverek'in hakkı olan özel ve kamu yatırımları maalesef  yukarıda sayılan üç nedenle çevre illere kaymıştır.Kısaca bugün Siverek,sosyal, kültürel,ekonomik,sanayi ve idari yönden olması gereken yerde değildir.

      İşte bu çalışmamızda, yıllarca ihmal edilen, yeterince tanınmayan ve  tanıtılmayan Siverek'i bu günkü ve gelecekteki insanlarımıza anlatmak,  geçmişini bu güne, bu gününü de yarınlara, gelecek nesillere aktarmak  istedik.  Başarabildik mi? Bu soruya maalesef gönül huzuru ile evet  diyemeyeceğiz.Neden mi?

   Öncelikle itiraf edelim ki bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen  arkadaşlar,bu işe gönüllü ve pek çok zorluğu ve imkansızlığı göze alarak  girişmişlerdir. Tarihi ve arkeolojik araştırmalarda,ekipman ve finans  ihtiyacı herkesin malumudur.Bizler maalesef bu imkandan mahrumduk.Geçmişin  derinliklerine fazla uzanamadık.İmkanlarımız buna elvermedi. Ayrıca bir  bölgeyi etraflı bir şekilde tam olarak ortaya koyabilmek  için, tarih, arkeoloji, antropoloji, coğrafya, sosyoloji, edebiyat gibi bilim   dallarının uzmanlarına ihtiyaç vardır. Bizler tamamıyle bu konuların uzmanı   olduğumuz ve dört dörtlük bir çalışma ortaya koyduğumuz iddiasında   değiliz. Biz karanlıkta çevreye küfredileceğine, bir mum yakarak,hiç olmazsa o   mum ışığı kadar karanlığı aydınlatma görevini üstlendik. En azından bu günkü   Siverek'i gözler önüne serdik. Kitapta kullandığımız resimler orijinaldir. Bir   çok konu ilk defa işlenmiştir. Ayrıca kitabın sonunda Viranşehir Varidat   katibi Siverekli A.Celilzade Zühtü Efendi'nin "KEŞKÜL" kitabının Siverek'le   ilgili bölümünü ilk defa aslına sadık kalarak yayınlıyoruz. İkincisi yine ilk   defa 1852-1853 yılları Siverek Şer'iyye Sicillerinin tez konusu olduğu bir   çalışmanın özetini de Araştırmacı Sayın A.Nasır YİNER'in imzasıyla   yayınlıyoruz. Bunlara ilaveten kitabımızda yer yer şiir makale ve Siverek'i   anlatan hikayelere de yer verdik.

    

    Üzülerek belirtelim ki ,Siverek'in tarih ve kültürü ile ilgili yapılmış  çalışmalar çok azdır. Dileğimiz bundan sonraki günlerde Siverek'in tarih ve  kültürünün konunun mütehassıslarınca daha bilimsel bir tarzda,araştırılıp  gelecek nesillere aktarılmasıdır.                                           

 

SİVEREK BELEDİYESİ 

 T

ahminen 1880 yıllarından sonra Siverek'te belediye teşkilatı oluşturulmuştur. Bundan da anlaşılıyor ki Siverek'te belediyecilik gerek komşu gerekse kendi konumundaki şehirlere göre daha erken başlamış ve belediye hizmetleri yönünden pek çok şehri geride bırakmıştır.

Belediyecilik teşkilatı epey eskilere dayanan Siverek'te, elde ettiğimiz bilgilere göre,ilk belediye başkanı olarak Çerkozade Halil Ağa'yı görüyoruz Daha sonra mahkeme azalığı da yapan Genco Çırak belediye başkanı olarak görev yapmıştır. 1903 yılı Siverek için bir atılım yılı olmuş ve bir çok Resmi daireler için binalar ve konaklar yapılmıştır.  Aynı yılda Cudi Paşa belediye başkanlığına getirilmiştir. O zamanki belediye binası eski buğday pazarında idi.1920 yılında Urfa'nın kurtuluşundan önce belediye başkanlığına seçilen M.Emin Odabaşı, belediye binasını Gümrük hanına taşımıştır. Urfa'nın işgalinden sonra Siverek'te yapılan ilk toplantıda, bu yeni belediye binasının açılışı sırasında Karahanlı Şeyhmus Efendi toplananlara bir konuşma yapmış ve belediye başkanı M.Emin Odabaşı orada oluşturulan 150 kişilik bir milis kuvvetiyle fiilen Urfanın kurtuluşu savaşına katılmıştır.Daha sonra (1920) belediye başkanları sırasıyla şöyledir.   (Milli Mücadelede güney cephesi (Doç.Dr.İsmail ÖZÇELİK) Meclisi     Mebusan zabıt ceridesi s.229 'da Siverek Belediye başkanları olarak iki isim daha zikredilir.Pariste yapılan konferansta (1920) Ermeni Boğos Nubar ile işbirliği yapan Şerif Paşaya Siverek ileri gelenleri tarafından çekilen protesto telgrafında ve Meclisi Mebusan Başkanlığına çekilen başka bir telgrafta belediye başkanları olarak  şu iki isim kayıtlıdır.Belediye başkanı Rıza ve Belediye Reisi Halid olarak geçmektedir.)

 

 -Rüştü Küçükömer

 -Medet Kadır Ağa

 -Celilzade K ado (A.Kadır)

 

Bundan sonraki dönemlerde maalesef Kaymakamlarca yönetilen Siverek belediyesi, 1946 yılında yapılan seçimi Bekir Kirazın kazanmasıyla yeni bir döneme geçmiştir. 1950 seçimlerinde Hacı Yılmaz Fettahlıgil belediye başkanlığına seçildi.Bu dönemde belediye binası (şimdiki belediye sarayının ) yerindeki bir binaya taşındı.Daha sonra yeni yapılan hal pazarı üzerindeki binaya taşınmıştır.Çok uzun bir süre (1950-1973) belediye başkanlığı yapan H.Yılmaz Fettahlıgil  Siverek'te büyük hizmetler yapmıştır.Tam 23 yıl belediye başkanlığı görevini sürdürerek başkanlık rekorunu elinde bulunduran Fettahligil, bu

görevini 1973 yılında yapılan seçimlerde A.Kadır Odabaşı'na devretti 1977

seçimlerini ise Suat Karataş kazandı.Ancak Suat Karataş'ın ölümüyle belediye başkanlığını 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar Eyüp Seyfioğlu, Halil Hazer ve Ali Ballı (Kanık) vekaleten yürütmüşlerdir 1980 ihtilalinden sonra Siverek Belediyesi'ni sırasıyla Kaymakam Ahmet Özyurt,Binbaşı Oktay Güner ve daha

sonra Kaymakam Mehmet Özden yönetmiştir.1983 yılında yapılan seçimlerde

Şeyhmus Aydın Belediye başkanlığını kazanmıştır.26 Mart 1989 yılında yapılan seçimlerde A.Kadır Odabaşı tekrar seçildi.Ancak seçildiği gün geçirdiği kalp krizi ile ölünce yerine Dr.Fuat Kılıç belediye başkanlığına vekaleten geçmiştir.3 Eylül 1989 tarihinde seçimler yeniden yapılır ve M.Lami Odabaşı belediye başkanlığına seçilir.M.Lami Odabaşı bu görevini 27 Mart 1994 tarihine kadar sürdürmüştür.Aynı tarihte yapılan seçimlerde Hasan Çelebi belediye başkanı seçilmiştir. Siverek belediyesi, yapımı 1995 yılında tamamlanan Siverek'e yaraşır modern ve görkemli yeni binasında hizmet vermeye.Devam etmektedir.

                           

                                  1924 YILI DEVLET SALNAMESİ                          

                                         Türkiye  Cumhuriyeti

                                       

                                             S İ V E R E K  V İ L A Y E T İ

     

 Vilayetin vaziyet ve ahvali umumiyesi.-Varidatı umumiye ve hususiyesi.- mektebler,cem'iyetler,şirketler ve fabrikaları,-ihracatı,-nüfusü umumiyesi memurların sıfatı,me'muriyetleriyle isimleri.  

      Vilayetin vaziyet ve ahvali umumiyesi:

      Siverek vilayeti,Viranşehir kazasıyle merkeze aid Karakaçi,Karacadağ, Bucak nahiyelerini havi beş yüz seksen köyden ve bir çok göçebe aşairden ibarettir.Vilayetin umumi mesahe-i sathiyyesi 13,500 kilometre murabba'ı yani 6.000.000.dönümdür.Bunun sülusanı nisbetinde ormanlık ve mütabakisi taşlık olup, kabili ziraat kısmı bir milyon dönümdür.

     Siverek vilayeti bir ziraat memleketidir. Arazisinin münbit ve mahsuldarlığı sayesinde istihsalatı ziraiyesi ihtiyacatı mahaliyeye kafi geliyor.senevi 340.000 kilo pirinç 6.000.000 kilo mikdar buğday 900.000 kilo arpa haric sevkiyatta bulunmaktadır.

     Vilayetin varidatı umumiyesi 191,185 lira, varidatı hususiyesi 85,000 adet liradır.Vilayetin dahilinde şirket olmayıp yalınız Viranşehir kazasında bir un fabrikası vardır. Merkez vilayetde bir kız ve iki erkek ilk mektebiyle bir iptidai leyli köy mektebi ve merkeze aid muhtelif köylerde dört aded ilk erkek mekteb mevcud olub, bunlara müdavim talebe mikdarı ellisi kız ve dört yüzü erkek olmak üzere çem'en                                   

                                                        

                                        DEVLET SALNAMESİ

   

dört yüz ellidir.Viranşehir kazasında birer ilk erkek ve kız mektebi ve bu mekteblere müdavim altmış talebe vardır.

      Vilayette Cumhuriyet Halk Fırkası,Hilalı Ahmer,himaye'i etfal ve teyyare cem'iyyetlerinin bir şu'besi ile yalınız bir ticaret odası vardır.   Vilayetin mıntıkası dahilinde bu sene zarfında 128 aded mutenevi cürüm vuku bulmuşdur.Vilayetin umumi nüfusu mukayyedesi 65.000 dır.                           

 

  

                                    *********   *********                       

 

 

                             MÜNTEŞİR GAZETE VE MECMUALAR

 

İRFAN GAZETESİ: Haftalık olarak siyasi mahiyetde Siverek'de intişar eden İrfan ğazetesi ilk def'a olarak 22 nisan 339 tarihinde şapiroğrafla ve 3 Şubat 341 tarihinden i'tibarende tab makinesiyle tab ve intişare başlamıştır.Pazarertesi günleri neşir olunur.Sahibi imtiyazı Siverek'li Mehmet Siret efendidir.Hey'eti muhaririyesi paşazade Fikri,Kekeizade Mustafa Vasfi, Acemzade Fikret beglerdir.Kendi matbaası mevcud olub adedi tab'ı üç yüzdür.

 

ALTIN IŞIK Mecmuası:Onbeş günde bir ilmi ve edebi mahiyetde  neşir edilmektedir 341 senesi nisanında te'sis ve intişare başlamışdır.Sahibi imtiyazı ve müessisleri Mehmet Siret,Acemzade Mahmud Fikret efendilerdir. Müstekil ser muherriri yokdur.Hey'eti tehririyesi Mustafa ve Fikri beglerdir. Adedi tab'ı beş yüzdür.Kendi matbaası yokdur.                                      

  

                                   TÜRKİYE CUMHURİYETİ

 

                                     SİVEREK VİLAYETİ

 

 

Esami

 

   Me’muriyeti

 

 

  Esami

 

 Me’muriyeti

Muharrem Nüzhet Beg

Abdullatif Beg

 

Muharrem Beg

Mehmet Emin Beg

 

 

    Viranşehir Kazası

 

İbrahim Hakkı Beg

Mahmut Nedim beg

Zülfikar Beg

Salih Zihni Beg

Şevket Beg

Hamdi Beg

 

Sıhhıye Müdürü Muhasebe-yi hususiye müdürü

Tapu Müdürü

Belediye Reisi

 

 

 

 

Kaymakam

Mal müdürü

Hakim

Hakim Muavini

Müdde-i umumi

Mustentek

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sabri Beg

Ali nuri Beg

Ahmet Hamdi beg

Ali Asım      

 Efendi

Jeraldin Beg

 

Arif Hikmet Beg

 

Abdulcelil Beg

 

İsmail Hakkı Beg

Arif Hikmet Beg

Abdullah vehbi

Beg

Eyyüp Sabri Beg

Eyyüp Sabri Beg

Binbaşı Cemil

Beg

 

 

Vali

Muhasebeci

 

Tahrirat Müdürü

 

Müftü

Mahkemei asliye Reisi

Cinayet Müddei umumi vekili

 

Mahkeme-i asliye azası

Mahkeme-i asliye azası

Mahkeme-i Aza

Mülazımı Mahkeme-i Aza

Mülazımı Mahkeme-i Aza

Mülazımı

 

Müstentek

Jandarma Kumandanı

 

 

Not:1923-1924 Yıllarına ait T.C. Devlet Salnamesidir.(Devlet Yıllığı)

 

 

                                       SİVEREK'İN İSMİ

 

    G

eçmişi millattan öncesine dayanan, Sümer, Akad, Asur, Eti, Mitani, Bizans, Arap, Selçuklular ve Osmanlılardan günümüze kadar çok değişik kavim ve milletlere beşiklik eden Siverek şehrinin tarihi kadar ismi de  değişmiştir.  Çeşitli merhalelerden geçerek bu günkü halinde karar kılmıştır  SİVEREK ismi bu günkü şeklini alıncaya kadar değişik şekillerde söylenmiş ve Sümer, Hitit, Asur, Mittani, Bizans ve Arapların bu şehre verdikleri isimlerin sanki bir özeti olarak ortaya çıkmıştır.İşte tesbit edebildiklerimizden bazıları; KİNABA, SURK, SEVAVORAH, SEVAVARAK, SEVAVEREK, SEBABEREK, SİBABARKA, SIKLIS, SÜVEYDA, SERREK ve SENN... Sanki, tarih içinde kullanılan bu İSİMLER macun yapılarak bunlardan "SİVEREK" çıkmıştır. Siverek isminin bu şeklini alması bile,onun tarihin çok eski devirlerine kök saldığını göstermektedir.  Yaptığımız araştırmada  Siverek adının kaynağı ve manası şu şekilde ortaya çıkmıştır;

 SEVAVEREK:Bizans ve Ermeni kaynaklarında Siverek için kullanılan bu  isiminin kelime manası        "SEAV":siyah  " AVEREK":harebeler  yani siyah harebeler anlamına gelmektedir.       

 SURK:Kırmızı toprak anlamına gelen bu ismi Sasaniler vermişlerdir.

 SERREK:Farsçada birşeyin başı ,veya baş damarı anlamındaki bu ismi İranlılar vermişlerdir. SENN:Diyarbakır'ı ele geçiren Bekir b. Vail kabilesi,bölgenin tamamına hakim olmak istediğinde Siverek kalesi önlerinde bir engel olarak kalmıştı SENN ise arapçada Diş ya da engel anlamına gelmektedir.Diyarı- bekire bu ismin verilmesi Bekir bin Vail kabilesinin namına nisbetle  olmuştur.

 SÜVEYDA: Arap ve Bizans kaynaklarında , Arapların Siverek için "es_Süveyda " ismini kullandıkları anlaşılmaktadır. Süveyda  siyah manasında kullanıldığı gibi, daha çok kalpteki siyah nokta, yani kendsine  aşık olunan , sevilen ,  sevda manasına da gelmektedir. Ermeni ve Süryani kaynaklarındaki  manası ( siyah harabeler) kalpteki siyah nokta ile  günümüze kadar gelen siyah taşlar birbirine uygunluk arzetmektedir. Bu gün  bile Siverek'in siyah taşları meşhurdur.

     Çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre Siverek hakimiyetine girdiği kavimlerin dilinde birbirine yakın isimlerle anılmıştır. Bunlardan :

    Sümer,Hitit, Akatlar, ; Sevavorah,

    Asuri ve Sonrakiler ; Sevaverek ,

    Bizanslılar (Ermeni ve Süryaniler) Sevaverek

    İranlılar ; Surk ve Serrek,

  Araplarda ise Senn ve Süveyda ile isimlendirilmiştir.Yine bazı kaynaklarda ve halk arasında "KANKALESİ"ya da "KİNABA" diye adlandırıldığı da bildirilmektedir. Bu gün bile halk arasında bu isimlerden bir kısmı (Surk, Kankalesi) kullanılmaktadır.

    İnsanın,sanki tarihte bu beldeye verilen isimler bir kaba konup karıştırılmış ve içinden "SÜVEREK","SEVEREK" ve bu günkü "SİVEREK"  çıkmıştır diyesi geliyor.

     

 

                                                  ŞEHRİN KURULUŞU

 

     M

azisi milattan önce 5000'li yıllara kadar uzanan Siverek'in ne zaman ve  kimler tarafından kurulduğu kesin bilinmemekle beraber Sümer, Asurlar, Medler, Eti,Kamuk, Hurri ve Mitanilerin burada değişik zamanlarda hüküm  sürdükleri hem eski tarih kaynaklarında, hem de son zamanlarda yapılan  tarihi kazılardaki buluntular sayesinde anlaşılmaktadır. Şehrin etrafında kurulduğu kale ilk defa Asurlular tarafından yapılmıştır. Daha sonra  Bizanslıların eline geçen Siverek kalesi Diyarbakır'ın dış saldırılara karşı korunması ve  ordu konaklama yeri olarak kullanılmıştır.

     Yığma bir tepe üzerine inşa edilen ve tarih içinde pekçok medeniyete  sahne olan Siverek, bu zaman içnde bazen imar edildi, bazen de karşı  tarafın saldırılarına uğrayarak tahrib edilip köy halini aldı.Kısaca Siverek umranı da, hüsranı da yaşamış pekçok med-ceziri görmüş, ama bu dalgalarda erimeyerek günümüze kadar gelebilmiş bir beldedir.

                             

                                  YÖNETİM SAFHALARI 

 

     Dicle ile fırat arasındaki bölgede yer alan ve tarihi Milattan çok  önceye dayanan Siverekte değişik kavimler hüküm sürmüşlerdir.

 

      SÜMERLER:M.Ö.3500-2800 Yıllarında  Siverek'te, Hassek Höyük'te ve bölgede  hüküm sürmüşlerdir.

   AKADLAR:M.Ö.2800-2500 Yıllarında Sümerlerin yenilgisinden sonra bölgede  hüküm sürmüşlerdir. 

   BABİLLER:M.Ö.2500'lerde Sümerlerin bölgeden çekilmesinden sonra hüküm  sürmüşlerdir.        

    HİTİTLER:M.Ö.1600 Yıllarında Mitanni'lerin egemenliğine son veren  Hititler Mezopotamyanın kuzeyinde ve Siverek civarında hüküm sürmüşlerdir.  Siverek'e bağlı Taşlı köyünde 1939 yılında Hititlere ait bir heykel  bulunmuştur.Araştırmacılar ve arkeoloğlar bu heykelin Hitit ilahı olan  Kinaba'ya ait olduğunu iddia ediyorlar.Ayrıca kalenin güneyinde bulunan  Yeraltı hamamındaki aslanlı kurna ile duvardaki aslan başı kabartması Hitit  kültürünün özelliklerini taşımaktadır.Hititler döneminde Kinaba ( Siverek )  önemli bir idare merkezi olmuştur.

    ASURLULAR:M.Ö.11.ve 10.yüzyıllar bölgede Asurluların Arap kökenli  Aramileri bozguna uğrattıkları ve Diyarbakır bölgesinde,Diyarbakır dahil  Kuzey Mezopotamyada hüküm sürdükleri ve Siverek'i Asur eyaleti haline  getirdikleri yıllardır.Asurluların hakimiyeti M.Ö. 600 yıllarına kadar  sürmüştür. Bu dönemde Siverek savaşlarda yakılıp yıkılmıştır.Bir köy halini  alan Siverek daha sonra Perslerin bölgeye gelmesiyle tekrar canlanmaya  başladı.Perslerin hakimiyeti Makedonyalı Büyük İskenderin bölgeye girmesiyle  son bulmuştur. Büyük İskenderin ölümüyle Makedonyalıların bölgedeki hakimiyeti  son bulmuş ve bölge M.S. ilk yıllarda Romalıların eline geçmiştir. M.S. 240  Yıllarında Sasaniler Romalıların elinde bulunan bölgeye Kral Ardeşir  komutanlığında sahip oldu.Ancak Romalılar bölgeyi Sasanilerden tekrar geri  aldılar.

    BİZANSLILAR:Romalıların elinde bulunan Siverek, Doğu Roma  İmparatorluğunun Bizans İmparatorluğu adını almasıyla uzun süre bu devletin  egemenliğinde kaldı  M.S.540 yıllarında tekrar Sasanilerin eline geçmiştir.  Sasaniler hükümdar Nuşirevani Adil ile II.Hüsrev zamanlarında bölgeye hakim  olmuşlarsa da Bizanslılar bölgeye tekrar egemen olmuşlardır.       

      MÜSLÜMANLAR: Bölgeye girişleri ilk defa Hz.Ömerin Hilafeti döneminde  olmuştur Ebu Ubeyde Bin Ğanem Komutanlığındaki İslam ordusu 637-639 yılları  arasında Diyarbekir ve Siverek'i almışlardır. Başka bir Rivayette de  Diyarbakır'ın fethi sırasında Halid b. Velid'in bölgeye geldiği, Diyarbakır  ve Siverek'in onun tarafından alındığı bildirilmektedir.Daha sonra Emevi ve  Abbasi dönemlerinde de İslam hakimiyeti altında kalan Siverek'te  kısa  aralıklarla  yönetim değişiklikleri olmuştur.

      Haçlı seferleri sırasında tekrar Bizanslıların eline geçen (1069)  Siverek, Malazgirt Savaşından sonra Melik Şah döneminde Bozan Bey tarafından  feth edilerek, tekrar İslam hakimiyetine girmiştir. Ancak haçlı seferleri  sırasında (1097) Urfa Kontluğuna bağlanan Siverek, 1200 yılında Musul Atabeyi  Nureddin Zengi tarafından feth edilmiştir. 1256 yılında Moğollardan Hulagu'nun  ve daha sonra (1400) Timurun istilalarına uğramıştır.Bundan sonra sırasıyla  Mısır Memluklularının, 1435 yılında Akkoyonluların, 1508 de ise Safevilerin  eline geçti.

      OSMANLILAR:Siverek ilk defa 1517 yılında Osmanlıların eline geçti.  Yavuz Sultan Selim Mercidabık Savaşı sırasında Siverek'i Osmanlı topraklarına  katmıştır.Ancak Safeviler 1522 yılında Siverek'e bir daha girdiler.1535  yılında Irakeyn seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman hastalanınca  Karacadağ'da konaklamış ve oradaki suyla şifa bulmuştur.İşte bu sırada  Siverek Osmanlı hakimiyetine girmiştir.Bu dönemde pek çok imar faaliyetine  sahne olan Siverek'te camiler,hanlar,hamamlar,çeşmeler ve çarşılar yapılarak Siverek kalesi de yeniden tamir edilmiştir.1908'de Viranşehir,Çermik ve Karacurun (Hilvan) kendisine bağlanarak mutasarrıflık yapılmıştır.

                    

 

                         CUMHURİYYET DÖNEMİNDE SİVEREK

       Yukarıda görüldüğü gibi bir çok kavimlere beşiklik eden, saadeti de  şekaveti de gören,eyalet merkezliğinden köye, köyden mutasarrıflığa inip  çıkan ve tarihin dalgalarına karşı direnerek ayakta durmayı başaran  Siverek,Osmanlı devletinin yıkılışının ardından Türkiye Cumhuriyetinin  kurulmasıyla yeni bir döneme girmiştir.

     Daha önceki dönemlerinde Başkentlik, Eyalet,Sancaklık, mutasarrıflık ve  vilayetlik gibi aşamalar geçiren Siverek,Cumhuriyet dönemine Diyarbakır  vilayetine bağlı sancak olarak girmektedir.

       Milli Mücadelede göstermiş olduğu büyük kahramanlıklardan ve bağlılıktan  dolayı 1923 yılında Viranşehir ve Çermik ilçeleri de kendisine bağlanarak  vilayetlikle mükafatlandırılmıştır. 1926 yılına kadar vilayet kalan Siverek,  kurtuluş savaşının vermiş olduğu ağır harabiyete rağmen sosyal, kültürel,  eğitim ve ekonomik açıdan şehir olma vasfını koruyordu.  Siverek tam kalkınma  ve gelişme devresine gireceği sırada,aşiretler arasındaki çekişmeler ve yerel  yöneticilerin de isteğiyle 1926 yılında ilçe yapılarak Urfa'ya bağlanmıştır.  İlçe yapılmasıyla beraber adeta gelişmesine set çekilmiştir.  Bu dönemden  itibaren bir çok alanlarda gerileme başlamıştır. 4314 Km2 yüzölçümüne sahip  olan Siverek, 2 veya 3 (Tuceli,Aksaray,...)il merkezi hariç tüm, illerin  ilçe merkezi yüz ölçümlerinden büyüktür ve her yönüyle gelişmeye  müsaittir. Siverek'te belediye Cumhuriyet'ten önce kurulmuştur.  İlçe olmadan  önceki Siverek'in gelişmişliğini anlamak için aşağıdaki bilgileri okumak  yeterlidir. 1893 Osmanlı nüfus sayımlarında Siverek'in merkez nüfusu 30.713  tür l905 Diyarbakır vilayet salnamesinde 35,000.Aynı salnamede bir hükümet  konağı, iki cami,üç mescit,bir kilise,iki medrese(Lise sonrası okul) bir  İdadiye (Lise), bir Rüştiye (Orta okul), üç iptidaiye (İlk okul), altı sübyan  mektebi (ana okulu),dört azınlık okulu (Gayrı müslim okulları), dört han, iki  hamam, bir çarşı ,ve beş çeşme olduğu yazılmaktadır.

İlçe olduktan sonra,  eğitim yuvalarının çoğu kapanmıştır.Uzun yıllar  sadece bir kaç ilk okul ile eğitime devam etmiştir.Bunun dışında diğer  konularda da Siverek gerilemeye devam etmiştir.Belediyece bazı çalışmalar  yapıldıysa da bunun yeterli olduğu söylenemez. l945 yıllarına kadar gün be  gün gerileyen Siverekte, aydın insanlar ve basının büyük çaba ve mücadeleleri  neticesinde 1946 yılında Siverek orta okulu açılmıştır,l947 yılında ilk  defa , 1970 yılında ise ikinci şehir planı çalışmaları yapılmıştır,l950 de  içme suyu l953 de ise elektrik şebekesi yapılmıştır.

       Siverek belediyesi kendi imkanlarıyla hizmetlerini devam ettirerek başta  ana caddeler olmak üzere yaş ve kuru hal pazarı,eski buğday pazarı yıktırılıp  yerine betonarme buğday pazarı yapılmış bundan başka kasaplar ve manavlar  çarşısı,içinde küçük sanayi sitesinin de yer aldığı şehirler arası otobüs  terminali,halkın en önemli geçim kaynağı olan hayvan pazarının tesisi  tamamlanmıştır.l963 te ilçe halk kütüphanesi, 19.. yılında Siverek'in en  önemli tesislerinden olan ve Türkiye süt endüstrisi kurumu (SEK) tarafından  kurulan "Süt ve tereyağı"fabrikası açılmıştır. 1923 ile 1996 yılları  arasındaki 73 yıllık dönemde Siverek gelmesi gereken seviyeye ne yazık ki  gelememiştir Nedeni ise yetkililerin sorumsuzluk, ilgisizlik, cehalet, kan  davası , kültür ve eğitim eksikliği, anarşi , terör beyin ve sermaye göçü  ve en önemlisi BAHTSIZLIK.          

    Bir zamanlar kültür seviyesi yüksek  olan Siverek aydınlarının günden  güne başka şehirlere göç etmesi,aydın insan nüfusunu azaltmış,köyden şehre  akan göçler ise eğitim ve kültür seviyesini iyice düşürüp Siverek'e büyük bir  köy ya da şehirköy manzarası vermiştir.

1974 te yetersiz kalan hükümet binasının yerine yenisi yapıldı Siverek  ilçe olmadan (1926) evvel eğitime açık olan idadi mektebi (Lise) kapandıktan  37,38 yıl sonra l965 yılında yine aydınların ve yerel basının çaba ve  mücadeleleriyle eğitime açılmıştır.

Ondan sonraki zaman içerisinde gerçekten kayda değer sosyal ve kültürel  faaliyet görülmemiştir.1965'ten sonra Lise ve dengi eğitim alanında bir çok  dallarda okullar açıldı.

      1980 öncesi terörden  en çok etkilenen yerlerden biri olan  Siverek,ilçe dışına en fazla göçün verildiği bir dönemi yaşamıştır.Bu  göçlerle beraber her alanda gerilemeler görülmüş, göçen halkın çoğunluğunu  şehirli Siverekliler oluşturduğundan dolayı bu göç olayı ile beraber  Siverekteki sosyal,kültürel ve ekonomik hayatı da beraberinde alıp  götürmüştür.Dolayısıyla şehirlilik kültürü azalmıştır. Geride kan  davaları,fakirlik,cehalet gibi pek çok olumsuzluklar kalmıştır. Göçlerden  sonra hayat felce uğramış,şehir değişik bir kültür ve değişik sosyal hayatla  tanışmıştır. Yaklaşık olarak her 15 yılda bir meydana gelen göç olayları  beraberinde değişik problemleri de getirmiştir.                                      

 

 

           SİVEREK'TEN İSTANBULDAKİ MECLİSİ MEBUSANDA VE

              ANKARA'DA KURUCU MECLİS İLE T.B.M.M. KATILAN              

                                             MİLLETVEKİLLERİ

   

       İstanbuldaki son Osmanlı Meclisi Mebusanın Siverek temsilcileri:

  

    1-Ali Fuat (Bucak )Bey

    2-Bekir Sıtkı (Ocak) Bey  1920 yılında Ankaraya,Kurucu Meclise Siverek'ten  

        (Şişman)    Mehmet (Sezgit) Efendi. 

 

    23 Nisan 1920 de toplanan T.B.M.M.'ye Siverek'ten :

     

     1-Abdülğani Ensari Efendi

     2-İhsan (Sağlam) Bey

     3-Mehmet Rauf Bey

     4-Mehmet Sırrı(Tayanç) Bey

     5-Mustafa Lütfü (Azer) Bey

     6-Bekir Sıtkı (Ocak)

 

  19 Ağustos 1923 te T.B.M.M.'ye Siverek'ten :

    1-(Ömer) Cudi Paşa

    2-Halil Fahri (Gürmen)Bey

    3-Mahmut (Odabaşızade)Bey 

 

  1924-1925 yıllarında T.B.M.M.'ye Siverek'ten:

   1-Bekir Sıtkı (Ocak) Bey

   2-İhsan(Sağlam) Bey

   3-Mehmet Sırrı(Tayanç)Bey

   4-Mustafa Lütfü Bey.    

 

 1926 yılında T.B.M.M.'ye Siverek'ten :

  

   1-Halil Fahri(Gürmen)Bey

   2-Mahmut (Odabaşızade)Bey

   3-Kadri Ahmed Bey.  

 

1 Kasım 1927 de Siverek ilçe iken Siverek'ten seçilen Urfa milletvekilleri:

    1-Mahmut (Odabaşızade) Bey 

  4 Mayıs 1931 de Siverek'ten seçilen Urfa milletvekili  

1-Mahmut (Odabaşızade) Bey. 

  5 Ağustos 1946 da Siverek'ten seçilen Urfa milletvekilleri:

  1-Vasfi Gerger

 2-Hasan Oral     

 14 Mayıs 1950 de Siverek'ten seçilen Urfa milletvekilleri:

  1-Hasan Oral   

   2 Mayıs 1954 te Siverek'ten seçilen Urfa milletvekilleri:

   1-Hasan Oral.    

 27 Ekim 1957 de Siverek'ten seçilen Urfa milletvekilleri:

   1-M.Yaşar Alhas

  2-Abdurrahman Odabaşı

  3-Vasfi Gerger            

  28 Aralık 1960 da Siverek'ten Urfa kurucu meclis üyeliğine Vasfi Gerger   

  seçildi

 15 Ekim 1961 de Siverek'ten seçilen Urfa milletvekili ve Cumhuriyet senatosu üyesi:  

1-Bekir Sami Karahanlı (Milletvekili)

2-Vasfi Gerger (Senatör)   

 10 Ekim 1965 de Siverek'ten Urfa Milletvekilliğine Dt.Hüseyin Kiraz seçildi,Hüseyin Kiraz'ın üyeliği iptal edilince yerine Urfa bölgesinden ilk olarak bir bayan milletvekili olan Behice Boran seçildi.

 5 Haziran 1966 da Siverek'ten Urfa temsilcisi olarak Cumhuriyet senatörlüğüne  

  Hasan Oral seçildi.  

12 Ekim 1969 da Siverek'ten seçilen Urfa Milletvekili:

  1-Bahri Karakeçili. 

   Ekim 1975 de Siverek'ten seçilen Urfa Milletvekili ve Cum.Senatörü:

  1-Hasan Oral (Senatör)

  2- Mehmet Celal Bucak (Milletvekili)

  5 Haziran 1977 de Siverek'ten seçilen Şanlı Urfa milletvekili ve cumhuriyet senatörü

 1-Hasan Oral (Senatör)

2-M.Celal Bucak (Milletvekili).  

 1980 de Şanlı Urfadan kurucu meclis üyeliği için Siverek'ten H.Velid Köran seçildi. 

   6 Kasım 1983 te Siverek'ten seçilen Şanlıurfa milletvekili:

  1-Bahri Karakeçili.  

   29 Kasım 1987 de Siverek'ten seçilen Şanlıurfa milletvekilleri:

  1-Eyüp Cenap Gülpınar

  2-Bahri Karakeçili 3-Murat Batur. 

     20 Ekim 1991 de Siverek'ten seçilen Şanlıurfa milletvekilleri:

  1-Sedat Edip Bucak

  2-Eyüp Cenap Gülpınar. 

     24 Aralık 1995 te Siverek'ten seçilen Şanlıurfa milletvekilleri:

  1-Eyüp Cenap Gülpınar

  2-Sedat Edip Bucak

  3-Ahmet Karavar

  4-Zülfükar İzol.

  Yine bu seçimlerde İstanbul bölgesinden Siverek'li Yılmaz Karakoyunlu milletvekili olarak seçilmiştir. 

 

                 URFANIN KURTULUŞUNDA SİVEREK'İN ROLÜ

 

      Haçlı zihniyetinin,Anadolu'yu emelleri doğrultusunda işgal etmek ve  aralarında pay etmek için giriştikleri istilanın bir bölümü olan Urfa'nın  işgaline karşı, gerek Urfalının gerekse çevre aşiretlerinin büyük  mücadelesi vardır.Bununla beraber işgale karşı gerek örgütlenmede ve gerekse  fiili mücadelede,Siverekliler büyük rolü oynamıştır.

      Milli mücadele ile ilgili kaynaklarda belirtildiğine göre o zaman için  en emin,güvenli ve teşkilatlanmış yer Siverek idi.Bunun için  Urfa'daki  Ali Saip Ursavaş ve Ali Rıza Bey gibi,güvenliğini tehlikede gören komutanlar  hep Siverek'e sığınmışlardır.Ayrıca Fransız işgal kuvvetleri komutanları  Villi ve Norman'ın işğali genişletmek için Diyarbakır,a geçişleri Siverek'te  başta Cudi paşanın ve diğer aşiret reislerinin akıllı ve kahramanca  davranışları sonucu akim kalmıştır.

     Siverekliler gerek kendi kurdukları Müdafa'i Hukuk cemiyetlerine gerekse  Kuvai Milliye teşkilatına bütün güçleriyle destek olmuşlardır.1919  yılında Siverek Müdafa'i Hukuk cemiyeti,Siverek müftüsü Yeşilbaş Osman  Efendi'nin evinde yapılan bir toplantının sonunda oluşturuldu.Bu toplantıya  Cudi Paşa,Mahmut Efendi,Şaraptullu Ömer Ağa,Ramazan Ağa oğlu Mehmet,Küçük  Ömerlerin Rüştü,Bekir Köran,Karahanlı Şeyhmus ve Refik Bey katılmışlardır.        

  Daha sonra Siverek Müdafa'i Hukuk cemiyetinin başına Cudi Paşa  getirilmiştir.    

 

    Siverek Müdafa'i Hukuk cemiyeti üyeleri;

     Başkan:Cudi Paşa    

     üyeler: Odabaşızade Mahmud Efendi(Meclis-i Mebusan Üyesi),

                 Ramazanoğlu Mehmet Ağa,

                 Re'fet Bey , 

                 Karahanlı Şeyhmus, 

                 Molla Şeyh,   

                 Şaraptullu Ömer Ağa  

   Bu cemiyetin kuruluşundan sonra Kuvay-ı Milliye Heyetlerine daha düzenli     bir şekilde yardım yapılmıştır.

    Sivas Kongresi'nden sonra oluşturulan Heyet-i temsiliye ile irtibata     geçerek Milli Mücadeledeki görevlerini harfiyyen yerine getirmişlerdir.Özellikle Urfa'nın kurtuluşunda en büyük cephane , ilaç ve diğer savaş  ihtiyaçları Siverek Müdafa-ı Hukuk Cem'iyetince yerine getirilmiş ve  Siverekliler bu konuda hiç bir fedakarlıktan kaçınmamışlardır.Ayrıca   Fransızların Güneydoğuyu işgallerini protesto ederek telgraf    çekmişlerdir.İşgal devletlerinin yaptıkları haksızlıkları protesto eden ve    çevredeki Aşiret reisleri tarafından imzalanan telgraf aşağıdadır.

                 SİVEREK'LİLERİN  FRANSIZLARI PROTESTO TELGRAFI

      "Kırk günden beri Urfa da bulunan Fransız Kuvayi işgaliyesi ile karşı  karşıya bulunmaktayız.Ülkeyi hertürlü yabancılar işgal ve istilasından  kurtarmak düşüncesi ile silaha sarıldığımız halde, burada karşımızda bulunan  kuvvetin eski dost bir ulusa mensub olması ve Fransız töresi ve uygarlığının  ülkemizde oluşturmuş olduğu bilgi sonucu kendilerine karşı şiddet  göstermiyoruz.Dostça başlatılmış tekliflerimize karşı kumandan tarafından bir  emir olmadıkça, bu yöreyi terk etmeyeceklerini bildirmekte ve size baş  vurmada emir üretme lüzumunu söylemektedir.İstediğimiz işgalin  kaldırılışından ibaret olduğuna göre, uluslara fikir özgürlüğü bırakan ve  artırmaya çalışan, uygar Fransa'nın uygar kumandanı sıfatıyla  bir an önce  ülkemizin boşaltılış emrini kumandanınıza emretmenizi ve bizi de bilgili  eylemenizi, boşuna kan dökülmemesini rica eyleriz." 

   

 

       Telgrafın altında imzası bulunanlar:

 

       Bucak aşireti başkanı Mehmet Ramazan 

       Milli aşireti başkanvekili M.Emin Odabaşı

       Baziki aşireti başkanı Bekir Arus  

       Badıllı aşireti başkanı Said   

       Şeyhanlı aşireti başkanı Hacı Ömer

       İzollu aşireti başkanı Zülfikar

       Anze aşireti başkanı Haçım

       Dögerli aşireti başkanı Bekir

 

   Kendileri ile konuştuğumuz Siverek'in ileri gelenleri ve yaşlılar "Urfa  savaşına yaklaşık 1000 Sivereklinin katıldığını ve 800 kişilik bir gücün de  Siverek'te sürekli hazır bulundurulduğunu" belirtmişlerdir. Urfa'nın  kurtuluşuna katılan Sivereklilerden, adlarını belirliyebildiklerimizden  bazıları şunlardır.

 

  Ramazanoğlu Mehmet Ağa (Bucak),

  Odabaşızade M.Emin Bey,

  Mehmet Sakıp  Bey(Gürmen),

  A.Kadır(Karakeçi),

  Ali Mıho(Şeyhanlıoğlu),

  Cerrah Zore (İşcanlı),

  Rüştü Küçükömer (Küçükbayrak),

  Saadettin Bey (Uğurlu),

  Şıh Ramazan (Karahan)

  Remtelebe (Ramazan Göktaş),

  Ömeroğlu Osman Nebo,

  Mustafa Peçe,Hancı Zılfo,

  Necarların Polis Ziya,

  Bozan Ağa,Karahanlı Paşa,

  Mustafa ve İbrahim Turan  (Köran),

  Dögerli Bekir Beg,

  Siverekli Bahri,

  Acemoğlu Hüseyin Bey  ve  daha  niceleri.

 

   Urfalılar kahramanlıkları nedeniyle Siverekli Bozan Bey üzerine bir de  Türkü yakmışlardır.(Bu gün maalesef sözleri değiştirilerek söylenen Sivrekli  Bozan Ağa türküsünün aslı şöyledir.)

 

      Akabe boğazından atlayamadım

      Cephanem döküldü toplayamadım  

      Bir kaç Fransızı paklıyamadım  

    

      Yürü yürü Bozan beyim yürü

      Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

    

       Hastahane tılfındır karşıya karşı  

       Kafir Fransızın bomba ateşi

       Milli çetelerin süngü takışı

    

      Yürü yürü Bozan Ağam yürü

      Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

      Fransızın başında kırmızı fesler

      Atılıyor bombalar gelmiyor sesler  

      Hocerin başına üşümüş ye'isler

  

      Yürü yürü Bozan Ağam yürü

      Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

 

      Akabe boğazından atlayamadım 

      Cephanem döküldü toplayamadım  

      Beş on Fransızı paklıyamadım

 

      Yürü yürü Bozan beyim yürü 

      Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

 

      Şebeke dağları yüce yüce dağlar

      Fransız askeri hüngür hüngür ağlar

      Saco oturmuş yarasını bağlar

 

     Yürü yürü Bozan beyim yürü 

     Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

 

     Şebeke dağından hopladım durdum

     Cephanem döküldü topladım geldim

     Beş on fransızı pakladım gedim

 

     Yürü yürü Bozan beyim yürü

     Çetelerin gidiyor önü sıra yürü

  

                       SİVEREKTE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER  

 C

amiler,müslüman toplumların en önemli inanç göstergeleridir. Siverek'te tarihin çeşitli dönemlerinde çok çeşitli milletlere mensup toplumlar yaşamıştır.Fakat müslümanların Siverek'i fethinden sonra genellikle Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde camilere önem verilmeye başlanmış ve ilk olarak daha önce kilise olan bir kısım mabedler camiye çevrilmiştir.Keşkül isimli el yazma eserde şöyle denilmektedir.  "kiliseden muhavvel camii kebiri vardır." Ulu camiinin sonradan yapılan minaresi hakkında ise aynı eserde "Beni artuk devletinin ecdadı bulunan Karaaslan,Siverek camii kebirinin minaresini 982 tarihinde yaptırmıştır ki minare kapısının üzerine arabi ibareler ile ve minarenin şark tarafında sokağa doğru ve 5 metre yüksek mevkiinde rakamla 982 tarihini taşa hak etmiştir.  "diye bahseder.Dört kare ayak ( 120x120 ebadında ) üzerine oturtulmuş altı küçük kubbeden meydana gelmiştir.Cami duvarlarının kalınlığı ise 1.20 cm'dir Cami Siverek tarihinin bir dönemini gözler önüne sermektedir.         

   Diğer tarihi camiler ise şunlardır Hasan Çelebi camii, Gülabibey camii, Hüseyin Çeribaşı camii(Sulu camii).

  "Keşkül" isimli eserde Kasım Paşa isimli bir camiden bahseder.Eserde "Siverek Hasançelebi camii,Gülabibey camii ve Kasım Paşa camii gibi mebani-i hayriye o zamanlar Siverek müsellimliklerinde (Osmanlı İmparatorluğunda vilayet teşkilleri  yapılıncaya  kadar eyalet bölümlerinde vali adına iş gören kimse ) bulunan zevatın hayratı olarak yaptırılmıştır.Maateessüf şimdi Kasım Paşa medresesi ve Kara Camii harebe olup, yerleri hanelere tebeddül ettiğinden mevkiinde değil, namlarından bile eser kalmamıştır."                                           

 

     ULU CAMİİ

     

 Vakıflar Genel müdürlüğünün incelemelerine göre Selçuklu dönemine ait bir eserdir.

 KEŞKÜL'e göre Ulu Cami kiliseden çevrilmiş olup doğu kapısında 982 tarihi yazılıdır. Ulu Camii minaresinin üzerindeki kitabe- den alınan bilgiye göre 586 yıllarında minare bir tamirat görmüştür. Minareyi Hamdullah Bey isminde bir zat yaptırmıştır.                            

                                                     

                GÜLABİBEY CAMİİ

 

     Osmanlı Valilerinde Gülabibey tarafından hicri 1211 (M.1701) tarihinde yaptırılmıştır.Aynı zat görev yaptığı Halep ve Erzincan'da da aynı isimde camiler yaptırmıştır.Caminin minaresi 1955 yılında "Siverek Camileri Onarma ve Yaşatma Derneği" tarafından yaptırılmıştır.Daha önce caminin ahşap olan kubbesi 1957 yılında aynı dernek tarafından onarılmıştır.             

 

                                                      SULU CAMİİ

                                    (HÜSEYİN ÇERİBAŞI  CAMİİ)

     

    Halk arasında Sulu Cami olarak bilinen  mabedin asıl adı Hüseyin Çeribaşı  Camii'dir. Siverek Çeribaşısı Hüseyin Paşa tarafından yaptırılan caminin yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir. Asıl yapısı uzun lüle kubbeli iken, 1305 (1889) yılında Siverekli Osman Paşanın annesi tarafından öndeki kemerli eyvanıyla beraber  şimdiki haline getirilmiştir.                              

 

                                                   HALİLİYE CAMİİ  

 

   Cami 1281 (1861) tarihinde Çerkozadelerden Hacı Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır.Caminin giriş kapısı üzerindeki taş oyma üzerinde tarihini belirleyen iki mısralık şiirde tarih düşürülmüştür.

      Çünkü oldu bu haliliye tamam

      Lafzı "Fariğ" oldu tarih ey hümam

 yazılıdır. Şiir ebced hesabıyla hesaplandığında caminin yapılış tarihi 1281 çıkar.                      

 

Diğer Camiler ise şunlardır;    

 

  1-Hasan Çelebi Camii

1839

  2-Hacı Ömer camii

1793

  3-Hamidiye camii

1894

  4-Hayriye Camii

1895

  5-Karakeçi camii

1901

  6-Yeni(Kara)Camii

1966

  7-İbrahimiye Camii

1959

  8-İhlasiye Camii

1969

  9-Yeşil Camii

1972

10-Cirit Meydanı Camii

1968

12-Şirin Kuyu Camii

1977

13-Bahçelievler Camii

1983

14-İrşadiye Camii

1983

15-Hz.Eyüb Camii

1989