SİVEREK'TE BAĞCILIK

 

            Siverek’in içinde bulunduğu bölgede, coğrafik konum ve iklim, dikkate alındığında tarih boyunca tarım, ziraat ve hayvancılığın ön planda geldiğini görmekteyiz.

Bağcılık günümüzde azalmış olsa da geçmişte, Siverek’te en çok yapılan işlerin arasında yer almaktadır. Tarih kaynaklarına göz attığımızda bunu rahatlıkla görebiliriz.     

XIV.yy’larda bölgeye hakim olan Uzun Hasan'ın hazırladığı "Siverek Sancağı" Kanunnamesinin 6. maddesinde şöyle bir kayıt vardır. “...Ve bağlarından dahi öşür üzere mukarrer kılındı." Yani “Bağlarından dahi öşür (onda bir) vergi alınmasına karar verildi.” Bu da Siverek'teki bağcılığın XIV. yy dan çok daha önceleri var olduğunu göstermektedir.

Siverek’teki bağ asmaları, yerden 1 veya 1.5 metre yüksekliktedir. Asmanın kökü yerden 30 veya 40 cm yüksek olup, kökten 2 ile 6 ana kol ayrılır.40 veya 50 cm'lik bu kollardan üzüm çubukları uzanır. Kışın son aylarında budanan bağlar daha önce dayanıklı ağaçlardan (meşe, diken vs. ağaçları) hazırlanan, adına "Serpene" denilen çatallı, boyu 1 metre ile 1.30 cm arasında değişen, 3-4 cm kalınlığındaki sopalara sarılan üzüm çubukları ile sabitleştirilir. 

            Bağcılığın revaçta olduğu dönemlerde her ailenin mutlaka en az 2 veya daha fazla bağı bulunmaktaydı. Ve bağları bulunan ailelerin ise muhakkak bir merkep veya atları vardı. Bağ ile ev arasında yapılan bütün taşımalar, bu hayvanlarla yapılıyordu.

            Bağcılık, Sivereklilerin ekmeği, pikniği, gururu ve bir evladı gibidir. Bağı olmayanın uğraştığı işi yok demekti. Bağcılığın en zevkli yanlarından biri de "kerge" dönemi olarak adlandırılan şire üzümünün olgunluk döneminden başlayıp, bitimine kadar süren bir veya bir buçuk aylık bir süreyi kapsayan dönemdir. Bu dönemde bağcılar bütün aile fertleriyle birlikte bağa yerleşirler. Halk arasında taht denilen 2 metre yüksekliğinde, 4 ayak üzerine kurulan 2.5 ile 3 metre en ve genişliğindeki etrafı tahta parmaklıklarla çevrili tahtı kurarak, aile fertleri o tahtın üzerinde geceleri yatarlardı. Su ihtiyaçlarını ise bağların arasındaki ana yollar üzerinde kazılan su kuyularından temin ederlerdi. Yer altından elde edilen bu sular çok soğuk olurdu. Diğer ihtiyaçlarını da ailenin erkekleri bir kaç günde bir şehre inip temin ederlerdi.

            Yetiştirilen üzümlerin yüzde 40 kadarı şehir dışına, yüzde 30 kadarı da şehir içinde pazarlanır, geri kalan yüzde 30'u ise kerge döneminde kuru yemiş yapımında kullanılırdı. Bağlarda üzüm ve incirle beraber bağın bir kenarında bostan ekilir, bu bostanda karpuz, kavun, acur, susuz bamya, günebakan çekirdeği ve kavun familyasından olup adına "şamama" denilen ve kokusu çok güzel olan bir ürün ekilir. Bu ürünler hem ailenin yiyecek ihtiyaçlarını temin için hem de satmak için yetiştirilirdi.

             Siverek'te yetişen üzümler iki gruba ayrılır. Birinci grup "Renk üzümü", ikinci grup üzüm ise "Şire Üzümü " olarak adlandırılır."Kerge dönemi", bağlarda Renk üzümünün bitimiyle başlar. Pazarlanması yapılan üzümlerin bitiminden sonra geri kalanı toplanır, ezik ve kuru olanlar ayıklanıp, basmak için geniş delikli üzüm basma torbaları" (Şal torba) na doldurulup, taşlardan veya tahtadan içi oyulup sadece üzüm basımında kullanılan büyük "yalak"lar halk arasında adına "kurn" (Kurna) denilen yerlerde, üzümler basılıp şıraları çıkarılır. Durulandıktan sonra büyük kerge  kazanlarına doldurulur. Çeşitli işlemlerden geçirilen şıra, pekmez ve kuru yemiş yapımında kullanılır. Bu pekmez ve kuruyemiş çeşitlerinden tespit edebildiklerimiz şunlardır;

            Gün pekmezi, teyşt pekmezi, kara pekmez, sade pestil, susamlı pestil, sade kesme, cevizli kesme, kırma (cevizli, susamlı, sade) cevizli sucuk, incirli sucuk,  susamlı-cevizli sucuk, çalma (nişastalı) sucuk, turşuluk sirke'dir.

Siverek'te tespit ettiğimiz üzüm çeşitleri 22 adettir. Sadece bir bağda yaptığımız araştırmada 13 çeşit üzüm tespit edilmiştir. Bağcılığın çok iyi olduğu dönemlerde, bağcılar en iyi üzümü yetiştirmek için yarışırlardı. Günümüzde bile en iyi üzümleri yetiştiren bağcıların bağları ve ustalıkları övgüyle anlatılır.     Siverek'te tespit ettiğimiz üzüm çeşitleri şunlardır.

 

     1- Şire (şıra) Üzümü       

     2- Ağbanki üzümü

     3- Kızılbanki (Kırmızı)Üzümü

     4- Ta'nebi Üzümü 

     5- Karamükeri Üzümü

     6- Hatun Parmağı Üzümü  

     7- Geçemceği (Keçi emciği) Üzümü

     8- Serpene Kıran Üzümü

     9- Sımorre Üzümü

    10- Öküz Gözü Üzümü

    11- Şarabi Üzümü

    12- Elma Üzümü

    13- Zeynebi Üzümü (Awderi)

    14- Şam Üzümü 

    15- Kara Üzüm (sert yuvarlak)

    16- Kırmızı Üzüm (sert yuvarlak)

    17- Çırbet Üzümü (küçük çekirdeksiz   üzüme benzer)

    18- Hasan Balı Üzümü 

    19- Küseğen Üzümü (kırmızı uzun)

    20- Muhammet Üzümü 

    21- Kuş Üzümü 

    22- Yediveren Üzümü 

Bu üzümlerin özellikleri.

 

1- Şire Üzümü: Bu üzüm çeşidi beyaz ve yuvarlaktır. Hem taze, hemde pekmez yapımında kullanılır. Şiresi bol olduğu için Şire üzümü denilmiştir.. Olgunlaşmış bir üzümün çapı bir buçuk ile iki cm’dır. Don olmamak kaydıyla soğuğa karşı dayanıklı bir üzüm çeşididir. Bazen uygun ve bakımlı olan bağlarda bu üzümler kesilmeyip güzün son aylarına kadar bekletilir. Kış bağı olarak da değerlendirilir. Yenmesi çok güzel, besleyici ve ne kadar yenilirse yenilsin hiç rahatsız etmemesi nedeniyle, taze olarak çok sevilen, tüketilen ve bu nedenle en çok yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Bu üzüm çeşidinin çoğu şehir merkezinde  tüketilir. Geri kalanı da diğer illere pazarlanır. Yılın en son üzümü olduğu için en itibar edilen üzüm çeşididir.

 

 

Siverek Şire Üzümü

 

2- Kızılbanki Üzümü: Kırmızı renkte olup hafif uzundur. Tam olgunlaşan taneleri tatlı bir kırmızılık kaplar. Orta sertlikte olup, salkımları bazen bir veya bir buçuk kilo ağırlığında olur. Halk arasında çok sevilen ve dolayısıyla çok yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Çoğu zaman Siverek dışındaki Sivereklilere veya Siverek’e gelen değerli misafirlere ikram veya hediye edilen bir üzümdür.  

 

            3- Ta’nebi Üzümü: Beyaz ve orta uzunluktadır. Temmuzun on beşinden sonra çıkar. İlk çıkan üzümlerden biridir. Bunun için, halk arasında çok beğenilmektedir. Fazla yenildiğinde rahatsız edici özelliği vardır.

4- Karamükeri Üzümü: Siyah olup küçük tanelidir. Temmuz ayında çıkar. Sadece erken çıkışı ve çeşitlilik nedeniyle yetiştirilmektedir. Asma sayısı azdır.

5- Hatun Parmağı Üzümü : İlk çıktığında hafif mayhoştur, sonradan sulu ve tatlı bir hal alır. Taneleri uzun olduğundan dolayı adına hatun parmağı denilmiştir.

6- Geçemceği (Keçi Emciği) Üzümü: Bu üzüm çeşidi siyah olup, hatun parmağıyla beraber çıkar. Uç tarafı ince ve uzun, sap tarafı ise hafifçe şişmandır. Keçi memesine benzediği için halk arasında önceleri keçi emciği deniyordu ama zamanla sözcüklerin söyleyişteki değişimleri nedeniyle, günümüze “Geçemceği” olarak söylenmektedir. Taneleri fazla sulu değildir. Taze olarak yenildiğinde, yutma zorlukları oluşmaktadır. Güneşte kurutulup kışın kuru yemiş olarak tüketilir. Kuru üzümü, çok  besleyici olması özelliğiyle Siverek’te halk arasında önemli bir besin kaynağıdır. Mahalli ilaç yapımında da kullanılmaktadır.     

7- Ağbanki Üzümü: Bu üzüm çeşidi hafif  uzun olup, beyazdır. Kalın kabuğu ve  sert bir yapısı vardır. Yemekten ziyade “Balma” denilen işlemlerden geçirilerek kuru üzümü elde edilir. Kuru üzüm yapımında  en uygun çeşittir. Kuru üzüm olarak en dayanıklı ve çok  tatlıdır.      

8- Serpenekıran Üzümü: Bu üzümün taneleri tam yuvarlak olup, beyazdır. Bakımlı bir bağda çok üzüm tutan asmalar altına destek için konulan serpenelerin ağırlığına dayanmayıp kırıldıkları için bu adı vermişlerdir. Kabukları kalın olduğu için dayanıklı bir üzüm çeşididir.

9- Öküz Gözü Üzümü: Yuvarlak ve siyah bir üzüm çeşididir. Sulu ve fazla tatlı değildir. Bu üzüm çeşidine ender rastlanır.

10- Sımmore Üzümü: Beyaz, sulu ve yuvarlaktır. Taneleri şire üzümünden büyüktür. Siverek köylerinin bazılarında kuru yemiş yapımında da  kullanılır.

11- Şarabi Üzümü: Taneleri siyah ve küçüktür. Genelde şarap yapımında kullanılır. Kuru sıkı ve kalın kabukludur. Daha çok sirke yapımında kullanılır ve bu çeşit azdır.

12- Elma Üzümü: Beyaz ve yuvarlak bir üzüm çeşididir. Asma yaprakları seyrektir. Bağlarda çeşit olarak yetiştirilir. Dayanıklılığı az olan bir üzüm çeşididir.

13- Zeynebi (Awderi) Üzümü: Beyaz renkte olup çok dayanıksızdır. Çıktığında hemen toplanması  gerekir, aksi taktirde hemen ezilir. Bağlarda çeşit olarak yetiştirilir.

14- Şam Üzümü: Görünüm olarak şire üzümüne çok benzer. Tek farkı üzerine yağ sürülmüş gibi parlar. Yuvarlak, beyaz ve Kalın kabuklu olup,  bağlarda çeşit olarak yetiştirilir.

 

15- Kara Üzüm: Tam yuvarlak ve siyahtır. Tam olgunlaştığında sulu ve iri   taneli olur. Bağlarda çeşit olarak bulunur.

 

 

Şarabi Üzümü                                              Zeynebi Üzümü

 

 

16- Kırmızı Üzüm : Tam yuvarlak ve kırmızıdır. Taneleri orta büyüklükte, kalın kabuklu ve serttir. Dayanıklı bir çeşit olduğundan dolayı mevsim sonuna  kadar kalabilmektedir.

 

17- Çırbet Üzümü: Beyaz ve küçük taneli bir üzüm çeşididir. Ege bölgesinde yetiştirilen çekirdeksiz üzüme benzer, fakat çekirdekli olup, sulu değildir. Çeşit için yetiştirilmektedir.

 

18- Hasan Balı Üzümü: Beyaz ve yuvarlaktır.Çok tatlı olduğu için bal üzümü  denilmiştir. Çeşit olarak bulunur.

 

19- Küseğen Üzümü: Kırmızı üzüm çeşidinden olup, tam yuvarlaktır. Nazik bir  üzüm olduğu için dayanıksızdır. Çeşit için yetiştirilir.

 

20- Muhammed Üzümü: Beyaz ve yuvarlaktır. En eski üzüm çeşidi olup, çok  az bulunmaktadır.

 

21- Kuş Üzümü: Çok küçük ve beyaz bir üzüm çeşididir. Taneleri mercimek  büyüklüğünde olduğu için bu isim verilmiştir. Çeşit için yetiştirilir.

 

22- Yediveren Üzümü: Bu üzüm çeşidi bağlarda değil evlerin bahçelerinde  yetiştirilir. Altına yapılan çardağın üzerine atılır. Hem gölgelik hem de   meyvelik olarak yetiştirilir. Dayanıklı bir üzüm türüdür. Çok verimli olduğu   için yedi defa üzüm verir. Bir kısmı üzüm  olurken, diğer bir kısmı koruk halinde olur. Diğer bir kısmı ise halen çiçekte olmaktadır. Böylece ard arda üzümler çıkmaya devam eder. Sert kabuklu ve dayanıklı olduğu için soğuklar başlayıncaya kadar bulunmaktadır. Siverek’te tek sulu bağ asmasıdır.