|
Buradaki Bilgiler “Tarihi ve Kültürüyle Siverek” Adlı eserin içeriğidir. Kitap, Ekrem AKMAN, Ramazan ÖZGÜLTEKİN, Hüseyin DEMİRBAĞ,Kadir SUN tarafından Yazılmış ve 2003 yılında Siverek Kaymakamlığınca bastırılmıştır. Web sayfası için, içerisindeki resimler tarafımızdan silinmiştir. Araştırmacılara faydalı olması dileğiyle
SUNUŞ Şehirlerin kimlikleri ve hafızaları sayılan mühimme defterleri, vakfiyeler, tahrir defterleri, siciller ve salnameler gibi mahalli tarih kaynakları Osmanlıdan bize intikal eden çok güzel miraslardı. Ancak toplumların yaşadıkları bölgeleri ayrıntılarıyla bizlere aktaran mahalli tarih araştırmaları, belli bir dönemden sonra kesintiye uğramıştır. Halbuki genel tarih içerisinde mahalli tarih çalışmalarının önemi küçümsenemez. Çünkü genel tarih, bütünün parçaları hükmündeki mahalli tarih birikimleri ile ortaya çıkar. Dolayısıyla her yörenin, her bölgenin il-il, ilçe-ilçe, mahalli tarihi ve kültürü araştırılmalı ve gün yüzüne çıkarılmalı ki tarihi bütünlük sağlanmış olsun. Siverek’le ilgili 2001 yılında yapılan ve Siverek Kaymakamlığınca kitaplaştırılan “Tarihte Siverek Sempozyumu”ndan iki yıl sonra yine Kaymakamlığımızca basımı yapılan “Tarihi ve Kültürüyle Siverek” isimli elinizdeki bu eser inanıyorum ki, tüm mahalli tarih ve kültür araştırmacılarına çok ciddi bir örnek oluşturacak ve bu yöndeki her türlü bilimsel çalışmaya yön verecek olan çok önemli bir eserdir. Çünkü bu kitap incelendiğinde görülecek ki, yörenin coğrafyası ile başlayıp, elde edilen en eski bilgiler ışığında mahallin tarihini gün yüzüne çıkarmış, ayrıca yok olmaya yüz tutmuş çocuk oyunları, maniler, deyimler, atasözleri, türküler, şiirler, mahalli yemekler ve el sanatları gibi en ince ayrıntılarına kadar bölgenin kültürel özelliklerini de ortaya koymuştur. Bu çalışmayı tüm zorluklara rağmen büyük bir azim ve gayretle tamamlayarak bu güzel eseri ortaya çıkaran kitabın yazarlarına, Siverek’i gönülden seven bir kişi olarak teşekkür eder, bu eserin mahalli tarih araştırmacılarına ciddi bir örnek olması nedeniyle de ayrıca kutlar, kendilerinden yeni eserler bekler, başarılar dilerim.
İ. Hayrullah SUNSiverek Kaymakamı
Genel tarih içinde yerel tarih araştırmaları son zamanlara kadar ihmal edilmiş, tarihi mekanlar ve mahalli kültürler global iletişim ve etkileşim, karşısında giderek küçülmeye ve görünmez olmaya başlamışlardır. Doğup büyüdüğü beldenin tarih ve kültürünü öğrenmek isteyen gençler maalesef ulaşabilecekleri kapsamlı kaynaklar bulamamaktadırlar. Yerel yöneticiler ve mülki amirler idare ettikleri bölgenin tarih ve kültürünü etraflıca öğrenmek ya da kent veya beldelerini ziyarete gelen misafirlerine yörelerini tanıtacak yeterli kaynak ve doküman bulamama sıkıntısı içindedirler. Elinizdeki eser böyle bir ihtiyacın sonucu olarak ortaya çıktı. “Siverek Kültürü ve Tarihi” Kitabı’nın öyküsüne çok değerli ve bizim için gurur ve şevk kaynağı olan bir hocamızın bizlere gönderdiği bir mektubundan söz ederek başlamak istiyorum. Prof.Dr.Nejat GÖYÜNÇ tarih alanında çalışanların yakından tanıdığı yurdumuzun mümtaz simalarından büyük bir tarihçi, bilim adamı ve akademisyendir. Yüzlerce öğrenci, bilim adamı ve tarihçi yetiştirmiştir. İlk kitabımız “Dünden Bugüne Siverek”i kendisine ulaştırdığımızda Hocamızın Kitaba dair görüş, tebrik ve bizim için çok değerli iltifatlarına çok sevinmiştik. Aşağıya aldığımız satırlarındaki kitaba dair tenkidini bir iftihar vesilesi sayarak, onun istediği şekilde bir kitap hazırlamak için kolları yeniden sıvayarak elinizdeki eseri hazırlamaya başladık. Kendisini rahmet ve şükranla anıyoruz. Nejat GÖYÜNÇ Hoca mektubunda bizleri çok nazik bir şekilde tenkit etmişti. Özetle şöyle diyordu: “…Bir öğrencim dün sizin yayınladığınız ‘Dünden Bugüne Siverek’ adlı kitabı gönderdi. Ben de bu gün hemen tamamını okudum. Tarih kısmı- doğal olarak- zayıf kalıyor, fakat diğer kısımları hayli ilgimi çekti. Bilhassa önsözünüzdeki ‘Bugün yazılıp kaydedilecek bilgiler elli yıl sonra tarih olacaktır.’ Cümleniz hoşuma gitti. ... Bu mektubumun gayesi önce sizi ve diğer iki arkadaşınızı tebrik etmektir... Ben öğrencime Cumhuriyet Döneminde Siverek’le ilgili bir çalışma yapmasını tavsiye etmiştim. Sizin kitabınızı görünce bu fikrimden vazgeçtim. Ona başka bir konu verdim (İrfan Gazetesi yüksek lisans tezi olarak incelendi)....” Merhum Nejat GÖYÜNÇ hocanın tarih kısmı ile ilgili sözlerini bu kitabın temel taşı yaparak bu kitapta tarih ve kültür alanında yoğunlaşmayı görev bildik. İşte bu sorumluluk duygusuyla Siverek’i en güzel ve kapsamlı şekilde anlatacak, temel bir kaynak hazırlama çabasına girdik. Bunun için, yöremizin her tarafını, bütün köylerini, mahallelerini, sokaklarını, evlerini, kapılarını, pencerelerini, kap kacaklarını, giyim kuşamını, düğünlerini, çocuk oyunlarını, sosyal ve dini yaşantısını, örf ve adetlerini yeniden araştırdık. Siverek’e bağlı 400 civarındaki köylerin tamamını gezdik. 6000’den fazla fotoğraf çektik. İçinde dolaylı da olsa Siverek’ten bahsedilen 1000’den fazla kaynağa ulaştık. Hepsini tek tek inceledik. Osmanlı arşivlerindeki bir kısım orijinal belgelere ulaştık. Meclis Zabıt Ceridelerini ve bütün salnameleri didik didik taradık. Türkçe ve yabancı dillerdeki İnternet sitelerinde günlerce gezdik. İçinde Siverek adı geçen hiçbir kaynağı atlamadık. Bu çalışma ve araştırmalar sırasında pek çok dostumuz bizlere değişik belgeler ulaştırdılar. Bütün bu çalışmalarımızdan bizi yüreklendiren, teşvik eden ve çalışma azmimizi sürekli canlandıran sayın İ. Hayrullah SUN bey asla unutulmayacaktır. Aslında böyle bir çalışmayı başlatma fikrinin kendisinden geldiğini ve bu konuda ısrarla bizi cesaretlendirdiğini söylemek bir kadirşinaslık gereğidir. Bütün çabalarımıza rağmen hala eksikliklerimizin olduğunun farkındayız. “Siverek Tarihi ve Kültürü” kitabının tamamen kusursuz bir çalışma olduğunu elbette söyleyemeyiz. Bizler bütün gücümüzü ortaya koyarak bu kadarını yapabildik. Hatalarımız olabilir. Bundan sonra daha mükemmel eserlerin ortaya çıkacağına inanıyoruz. Bunu da bundan sonraki araştırmacılara bırakıyoruz. Her yeni eser bir sonrakinin eksik taraflarını tamamlayarak güzelleşir. Kitabın mimari eserler bölümünü değerli hocalarımız Sayın Doç. Dr. Cihat KÜRKÇÜOĞLU ile Öğr. Görevlisi Sayın Arş. Gör. Bülent Nuri KILAVUZ hazırlamışlardır. Bu iki çalışma kitaba değer ve güzellik katmıştır. Kendilerine teşekkür eder saygılar sunuyoruz.
Nisan-2003 Siverek Yayın Kurulu
KARACADAĞ
Siverek'in eteğinde kurulduğu Karacadağ aynı zamanda bölgenin belli başlı engebeli dağ silsilesini oluşturur. Karacadağ sönmüş bir yanardağdır. Diyarbakır ’ın güneybatısında yer alan Karacadağ, kuzey-güney doğrultusunda uzanarak Diyarbakır havzası ile Şanlıurfa Platosunu birbirinden ayırır. En yüksek tepesi Kollu Baba Tepesidir. (1.957 m) Pleyistoen Bölümde (y. 2,5 milyon yıl önce) oluşmuş bir yanardağ olmasına karşın, koni biçimli olmadığından heybetli görünmez. Çok akıcı bazaltlı lavların üst üste yığılmasıyla oluşan ve “kalkan
Siverek’ten Karacadağ’ın görüntüsü biçimli” ya da “Hawaii tipi” olarak bilinen yanardağlardandır. Karacadağ’ı oluşturan akışkan lavlar, yaklaşık 120-130 km çapındaki geniş alana yayılmıştır. Doğuda Diyarbakır, Batıda Siverek, Güneyde Viranşehir ’e doğru yayılan lavlarla oluşan Karacadağ’ın uzantıları, Viranşehir’in kuzeyinde Takırtukur Dağı adıyla anılır. Karacadağ volkanik alanı iki aşamada oluşmuştur. İlk aşamada kırıklardan çıkan çok akışkan bazaltlı lavlar geniş lav platosunun temelini oluşturmuştur.
Siverek’ten Nemrut Dağı Sonraki aşamada belirli ağızlardan çıkan daha az akışkan bazaltlar volkanik kütleyi yükseltmiştir. Lav platosu üstünde doğu-batı doğrultusunda uzanan birbirine koşut iki kırık (fay) çizgisi vardır. Karacadağ’da seyrek meşe topluluklarına rastlanır. Dağın ince bir toprak tabakasıyla kaplı olan Diyarbakır yönündeki kesimi bitkisel üretime elverişlidir. Öteki kesimler irili ufaklı volkanik kayalarla kaplıdır. Karacadağ kütlesi, merkezden çevreye ışınsal biçimde uzanan vadilerle parçalanmıştır. Dağdan sızan sular, etekten kaynaklar halinde çıkar. Bunlardan bazıları Dicle’nin kollarını besler, bazıları ise Siverek ve Diyarbakır kentlerinin içme sularının karşılanmasında kullanılır. Diyarbakır’ı Siverek üzerinden Şanlıurfaya bağlayan karayolu ile Batman – Dörtyol Ham Petrol boru Hattı Karacadağ’ın kuzey eteklerini izler. Arazi Viranşehir 'e doğru uzandıkça alçalır ve Viranşehir'den sonra çölle ve Harran ovası ile birleşir. Siverek, kuzey-batı tarafında bulunan Adıyaman dağları ile çevrilmiştir. Büyük bir sahayı dolduran Atatürk Baraj gölü de bölgenin coğrafik durumunu ve iklimini değiştirmektedir. [1]
Mezra Köyü AKARSULAR
Siverek’te kayda değer büyüklükte akarsu yoktur. Ancak kuzeyinden geçen ve Fırata kavuşan çaylar vardır. Bunlar mevsimlik yağışlarla beslendikleri için yaza doğru kurumaya yüz tutmaktadırlar.
Hacı Hıdır Deresi : Şehrin 4 km güneyinde, doğudan batıya doğru akan küçük kaynaklarla, yağmur suları, derecikler ve şehir çayı suyundan beslenen bu derenin önüne sulamada kullanılmak için Hacı Hıdır barajı yapılmıştır. Hacı Hıdır çayı daha sonra bazı küçük derelerle birleşerek ilerde Fırat nehri üzerinde kurulan Atatürk Baraj Gölü’ne akmaktadır. Hacı Hıdır barajı ve çevresi, bazı düzenlemeler ve ağaçlandırma çalışmaları yapılırsa gelecekte, Siverekliler için önemli bir mesire yeri olabilir.
Esmer Çayı: Şehrin kuzeyinden, yeraltı kaynaklarının oluşturduğu suların birikimi ve kışın yağmur sularının toplanmasıyla büyüyen, şehrin içinde ve kale etrafında, atık suları alarak Şehir Suyu adını alan bu derecik, ilerde Hacı Hıdır çayıyla birleşip bu günkü Hacı Hıdır barajına karışmaktadır. Esmer çayı daha önce kalenin etrafında yer almış ve rivayetlere göre kalenin düşman savunmasında hendeklerin doldurulmasında kullanılmıştır. Çevresini sardığı bu kale (Kan kalesi) dolayısı ile Kan Deresi ismi ile de anılmıştır. 1955-1965 yılları arasında yapılan ıslah çalışmaları neticesinde şehrin ortasında kalan, taşıdığı kirli sularla çeşitli hastalıklara neden olan ve kötü bir görünüme sahip olan Esmer Çayı’nın üzeri Belediye tarafından kapatılmıştır. Bu gün üzerinden Esmer Çay ve Cumhuriyyet Caddeleri geçen dere beraberinde pek çok küçük kaynak ve atık suları da alarak Hacı Hıdır Baraj gölüne katılmaktadır.
Hacı Hıdır Baraj Gölü Zengeçür Çayı: Karacadağ 'dan Fırat nehrine kadar uzanan bir vadiden gelen Zengeçür Çayı büyük kaynağını Fak köyü civarından alır. Ayrıca çay, Kargaşi, Karaka, Darbi, Karabahçe , Sütpınar kaynaklarından da beslenmektedir. Gavur Tepesinin güneyinde kavisler çizerek batıya doğru yönelir ve burada Gedik Suyu adını alır. Üç Kuyu köyünden itibaren Zengeçür Çayı adını alır. Daha sonra Kamışlık, Güngörmek ve Aksun’u geçtikten sonra sağdan Külhan adı verilen çayı alır. Kış ve ilkbahar aylarında Karacadağ'dan gelen kar ve yağmur suları ile taşar, yaz mevsiminde ise çay incelir, suyu azalır. Çam Çayı: Kaynağını Karacadağın Covtanik ve Derekıran tepelerinden alır. Hellis Köyü civarında Fırat Nehrine dökülür. Beşkardeş, Bahçecik ve Haldun Çaylarıyla beslenir. Bu çay Hilvan ile Siverek arasında doğal bir sınır meydana getirir.Çam Çayı, Aslanlı kaynağını aldıktan sonra Hacı Kamil köprüsünden geçerek sonra Hacı Hıdır Barajına ulaşır. Hamdun Çayı: Kaynağını Mışmışi köyü civarından alır. Mışmışi hazinesinin ve Mışmışi köyünün yakınından geçerek Çam çayına karışır. Beşkardeş Çayı : Çam Çayının büyük kollarından biridir. Daha sonra Pamuk çayı adını alarak Siverek yakınlarında Hacı Hıdır Çayı adını alır ve Fırat Nehri yakınlarında Çam Çayıyla birleşir. Çak Suyu: Kayık Tepesinde doğan su, Fırat 'a dökülür. Çak suyu Çeltik Suyu olarak da bilinir. Diğer dereler ve Sular da şunlardır. Mirgemir Suyu , Kırkpınar, Gölcük Deresi, Nasrettin Deresi, Eğribük Deresi, Hoşin Suyu, Çerbuş, Anbar, Güngür Suyu Siverekle İlgili Özet Bilgiler
Siverek’in Yüzölçümü : 4314 Km2 Toplam Nüfusu : 224.102 Merkez Nüfusu : 126 820 Köy Nüfusu : 97.282 Rakımı : 802 m Belediye Sayısı : 3 Köy Sayısı : 118 Mezra Sayısı : 348 Öğrenci Sayısı : 41.000
Siverek'in Çevre İl ve İlçelere Uzaklığı
Siverek-Ş.Urfa...........96 Km. Siverek-Diyarbakır....84 Km. Siverek-Hilvan..........34 Km. Siverek-Çermik.........60 Km. Siverek-Viranşehir....86 Km.
Ayrıca Siverek'ten Adıyaman'a Atatürk Baraj Gölü üzerinden feribotla geçilerek Kahta üzerinden varılır. Siverek'e en yakın demiryolu Diyarbakır 'da bulunmaktadır. En yakın hava yolu ise Diyarbakır ve Şanlıurfa'dadır.
Siverek Feribot İskelesi ve Sosyal tesisleri
SİVEREK’İN KÖYLERİ
|