OSMANLI DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE SİVEREK'TE EĞİTİM

 

 Bilgi çağına girdiğimiz bu günden geçmişin bilinebilen en eski dönemlerine kadar toplumları üstün kılan en önemli özellik eğitimdir. Bu önem günümüzde katlanarak artmıştır. Eğitilmiş toplumlar diğer toplumları her zaman egemenlikleri altına almışlardır. Kalkınma ve Gelişmesini tamamlamış  devletlerin halkları da eğitilmiş insanlardan oluşmaktadır. Siverek'te eğitim görece diğer şehirlerden daha ileri düzeyde seyretmiştir. Eğitim müesseseleri Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de nispeten çevreye göre daha ileri düzeydedir diyebiliriz. Geçmişte Siverekteki eğitim ile ilgili elimizde  19.yüzyıldan öncesine ait  yeterli  bilgi yoktur. Ancak 19.yy'dan sonra  çok az da olsa bilgiler mevcuttur.

Cumhuriyet öncesi eğitim sisteminde Siverek kendi çapında yüksek bir seviyeye ulaşmıştı.Başta Salnameler olmak üzere çeşitli kaynaklardan ve el yazma eserlerden edindiğimiz bilgilere göre, o dönemde (1920 öncesi) Siverek’te karşımıza şu eğitim kurumları çıkmaktadır. Bunlar; 

1- Mektebi Sıbyan (çocuk mektebi)

2- İptidai Mektebi (ilkokul),

3- Rüşdiye Mektepleri (Ortaokul)

4- İdadiye (Lise)

5- Medrese

6- Mekteb-i  Rüşdi-i  Mülki (Orta okula denk olup, üç yıl ilkokul, üç yıl orta okul olmak üzere toplam altı yıl eğitim ve öğretim verirdi. Okulun genel amacı yetişmiş nitelikli eleman yetiştirmektir. Özellikle bir meslek sahibi edindirmeyi amaçlamıştır.)

Siverek Kazası’nda da bulunan Mekteb-i Rüşdi-i Mülkilerin  genel amacı, meslek edindirmeyi temel almış olmalarıdır. Öğrenci sayısı 55’dir. Hatta Diyarbekir Salnamelerinden  bu mektebin muallimlerini tespit etmek mümkündür. Bunlar:

Muallimi evvel (İlk öğretmen-müdür) vekili Ali Rıza Efendi, Muallim-i Sani Yusuf Sami Efendi, Hüsn-i Hat (güzel yazı) Muallimliğini Mehmet Nuri Efendi ve kapıcılığını ise  Mehmet Efendi yapmaktadır

 Mekteb-i Rüşdilerin, Mekteb-i Rüşdi-i Mülkilerden farkı, herhangi bir mesleki kaygı taşımadan öğrenci yetiştirmektir. Bu iki eğitim kurumunu günümüze uyarlarsak, Mekteb-i Rüşdi-i Mülkiler bugünkü meslek liselerimize denk gelmektedir (tapu kadastro meslek  liseleri, meteoroloji meslek liseleri gibi.), Mekteb-i Rüşdileri ise klasik orta öğretim kurumları gibi düşünebiliriz.

Salnamelere göre; Siverek Rüştiye Mektebi 20 öğrenci ile 1871 yılında  eğitim öğretim hayatına başlamıştır. 1871-1905 tarihleri arasında Siverek Rüşdiye Mektebi’nin öğrenci sayısı 20’den 85’e yükselerek o dönem için hiç de küçümsenmeyecek bir rakama ulaşır.[1] Günümüzdeki ortaokula eşdeğerdir.

Sayılan tüm eğitim kurumları Siverek Kazasının merkezindeki kurumlardır. Bu sayılanların dışında bağlı nahiyelerde de İptidai (İlkokul) Mektebleri bulunmaktaydı. Bunlar;

 

 

Siverek Türközü İlkokulu Öğrencileri (1934)

  

Bucak Hamidiye İptidai Mektebi,

Hoşin Hamidiye İptidai Mektebi ve

Yenişehir Hamidiye iptidai mektebidir.

İbtidai mekteblerin isimlerinin Hamidiye olması, o dönemde Sultan Abdulhamid’e nisbetle Hamidiye Alayları’nın eğitim etkinlikleri hakkında da bir fikir verebilir.

Bu dönemde Siverek merkezinde, Yusufiye Medresesi ve Fevziye Medresesi ve külliyesi olmak üzere 2 medrese, 1 Rüştiye, 3 İptidaiye, 6 adet Sıbyan mektebi ve azınlıklara ait dört okul bulunmaktadır. Bu okulların toplamı 16 tane idi. Rüştiye ve medreselerde o dönemlerde fen dersleri ile beraber Kur'an, hadis, fıkıh ve tefsir dersleri de okutuluyordu. Bu eğitim döneminde meşhur Hacı Yusuf Efendi, Zülfikar Efendi, Milli Mücadele Döneminin meşhur Siverek müftüsü Bablı Osman Efendi, Hacı A.Kadir Efendi, Şair İbrahim (Rafet) Efendi, Ali Asım Efendi, Tahir Efendi , Molla Şeyh Efendi gibi, alanlarında temayüz etmiş her biri birer otorite olan, bilim din ve sanat adamları gençleri eğitmişlerdir.

  1923 yılı devlet salnamesinde ise merkez  vilayette (Siverek bu tarihte vilayettir) 1 kız ve 2 erkek ilk mektebi, 1 iptidaiye-i leyli (gece ilkokulu) bulunmakta idi.  Merkeze ait bazı köylerde 4 adet ilk mektep mevcut olup, bunlara devam eden talebe miktarı 50 kız, 400 erkek olup toplamı 450'dir. 1926-1927 yılı devlet salnamesinde ise ; 

 

    6 adet ilk mektep 190 talebe

    1 adet kız mektebi 49 talebe

    1 adet ilk yatılı 131 talebe  olduğu belirtilmektedir.

 

Cumhuriyet dönemine vilayet ve o devre göre iyi teşkilatlanmış  ileri bir eğitim düzeyi ile giren Siverek'te, 1926 yılına kadar bu  durum aynı şekilde devam etmiştir.1926'da olumsuz gelişmeler sonucu maalesef ilçe  yapılan Siverek Urfa'ya bağlanınca, bunun olumsuz sonucu olarak, 1947 yılına kadar Siverek eğitim alanında da diğer alanlarda olduğu gibi ne yazık ki  gerilemiştir.

 

1900'lü yılların başında Siverek'te 16 tane okul hizmet verirken 1947’lerde  bu sayının sadece bir kaç ilkokula inmesi ve bu tarihte ilçede bir lisenin                         bile bulunmaması hazin ve düşündürücü bir durumdur. Siverek'te o yıllarda                   ancak maddi durumu elverenler Şanlıurfa veya Diyarbakır’a giderek okuyabilmişlerdir.

 

 

Siverek Türközü İlkokulu Öğrencileri (1936)

 

1946 yılında büyük çabalar sonucu ancak bir ortaokul açılabilmiştir. (Siverek Ortaokulu) Siverek gibi nüfusu kalabalık ve eğitim düzeyi bir zamanlar hayli yüksek bir şehirde eğitim ihtiyacı bir ortaokul ile ne kadar temin edilmiştir? 30-40 yıl eğitimsiz bir dönem geçiren Siverek'te, büyük mücadeleler ve o dönemdeki aydın insanların gayretleri sonucu ancak 1965'te Siverek Lisesi açılabilmiştir. Bundan bir yıl önce de 1964 yılında  o zaman için Türkiye’nin en büyük ve gelişmiş meslek liselerinden birisi sayılan Siverek Endüstri Meslek Lisesi 6 bölümüyle hizmete girmiştir.

            1908'lerde Siverek'te bir idadinin (Lise) bulunduğunu düşünürsek 1926 ile 1965 yılları arasında şehirde ortaokul ve lise düzeyinde okul bulunmaması, cehaletin ne kadar kök saldığını ve uzun yıllar derinleşen cehalet uçurumunun kapatılmasının ne kadar zor olduğunu görürüz.

Günümüzde ise Siverek’teki eğitim ve öğretim düzeyi gurur duyulacak ve sevinilecek bir durumdadır. Ancak nüfusun artması ve köyden kente göçün beraberinde getirdiği fiziki alt yapı ve öğretmensizlik sorunları henüz aşılamamıştır.

                              

2003 Yılında Siverek’te Eğitim-Öğretim

 

 Siverek’te 2002-2003 Eğitim-öğretim yılı verilerine göre 21 merkez ilköğretim okulu, 192 köy ilköğretim okulu, 7 lise, 1 Halk Eğitimi Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim  Merkezi, Harran Üniversitesi'ne bağlı 1 Meslek Yüksekokulu, 3 özel dershane bulunmaktadır. Bu kurumlarda 37.716 öğrenci eğitim öğretim görmektedir.  Ayrıca köylerde Taşımalı ilköğretim uygulamasından 1 500 öğrenci yararlanmaktadır.

 

 

 

 

Okul Sayısı

Öğrenci Sayıları

 

 

Öğretmen Sayısı

Kız

Erkek

Toplam

Merkez Lise

7

860

1963

2823

128

Merkez İlköğretim

21

5346

13500

18846

710

Köy İlköğretim

192

5825

9310

15135

335

Y.İ.B.O.

1

165

517

682

18

P.İ.O.

1

-

230

230

12

Genel Toplam

222

12196

25520

37716

1203

Kaynak : Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verileri (2002-2003)

           

 

 

   SİVEREK'TE SPOR  

  

            Spor, insan yaşamının önemli bir bölümünü kapsar. Bilinçli, bilinçsiz  farkında olmadan sporla içiçe yaşarız. Bir çok insanın spor denince aklına sadece futbol gelir. Ancak biz "Siverek'te Spor" konusunu geniş alanda incelemeye çalışacağız.

            Her yörenin kendine özgü mahalli spor ve oyunları vardır.Ancak bunlardan az bir kısmı kendi bölgesinin dışına taşar. Siverek'te spor uzun bir geçmişe dayanır. Yakın bir geçmişte, 70’li yıllarda; Siverek'te futbol, bisiklet yarışları, at yarışları, cirit oyunları, üç adım ve uzun atlama, deve güreşleri, mahalleler arasında yaşlıların yönettiği karakucak güreşleri yapılırdı. Maalesef tüm bu spor dalları günümüze kadar devam edememiştir. Bir çoğu da şu anda  yok olup gitmiştir. Bu sporların içinde her dönemde insanların en çok ilgi duyduğu dal olan futbol Siverek'te de birinci sırada gelir.

            Siverek'te futbolun geçmişi 1932 ve daha önceki yıllara kadar iner. Gençlerin kurmuş olduğu takımlar arasında müsabakalar yapılırdı, 1936 yılında mahalle takımları birleşerek "Siverek İdman Yurdu" ismi altında bir takım kurarak daha organize çalışmalar yapmaya başladılar. O dönemde yoğun olarak  yetkililere spor sahasının yapımı için baş vurular yapılmıştır. 1957 yılına kadar bazen kendi aralarında bazen de komşu il ve ilçeler arasında maçlar yapılmıştır.

    

1937 yılında Siverek İdman Yurdu Futbol takımı

 

 

 

1957 yılında  "Siverek Gençlik Spor Kulübü" olarak isim değiştiren bu takım yeni ve daha güçlü bir hale getirilmiştir. Aynı yıl Urfa Valisi Celal İzgi, il ve ilçe sorunlarını ele alırken Siverek'e stadyum yapımı için gerekli yerlere talimat verir. Bunu duyan Sivereklilerden "Siverek Gençlik Spor Kulübü" başkanı  Zülfükar Kaynak, Valiye "25 seneden beri hasretini çektiğimiz stadyum inşaatına bu sene yüksek emirlerinizle başlanacağı öğrenilmiştir." diye memnuniyetlerini ve minnettarlıklarını bildiren bir telgraf göndermiştir. Bu olay bile o dönemlerde Siverek'te spora ilginin derecesini göstermeye yeterlidir. Yine o dönemlerde  çıkan yerel gazeteleri incelediğimizde Siverek'te at yarışlarının yapıldığını ve bir çok resmi müsabakaların tertiplendiğini, kupaların verildiğini görüyoruz.

            Cirit rağbet edilen bir spor dalı idi. Yaşlılar arasında bu spordan çok bahsedlir. Öyleki bu sporun yapıldığı alan, "Cirit Meydanı " ismi ile isimlendirilmiştir. Aynı semtte yapılan bir camiye de "Cirit Meydanı Camisi" ismi verilmiştir.

            Siverek’te 1937 yılında  bisiklet takımı, 1946 yılında da izcilik kulübü kurulmştu Gençler arasında önemli bir yeri olan kuvvet taşı atma, üç adım ve uzun atlama müsabakaları çok canlı ve devamlı yapılırdı. Tüm bu sporlar, gerekli ortamın olmayışı ve ilgisizlikten dolayı zamanla yok olup unutulmuşlardır. Futbol ise, canlılığını sürdürüyor. 1982 yılına kadar inişli çıkışlı bir dönem geçiren futbol, 1982 - 1985 yıllarında mahalli olarak güzel bir dönem yaşamıştır. Çeşitli kurumlar tarafından (Kaymakamlık, Basın, gibi) turnuvalar düzenlenerek birinciler kupalarla ödüllendirilmişlerdir.

O yıllarda Siverek'te sporun ne kadar yaygın olduğunu tesbit için o günkü takımların isimlerine bakmak yeterlidir.

 

  1- Demir spor

  2- Esnaf spor

  3- Kale spor

  4- Siverek Gençlik spor

  5- Çağlayan spor

  6- Fırtına spor

  7- Gençler birliği

  8- Kışla spor

  9- Siverek Gücü spor

10- Siverek spor

11- Çelik spor.

12- Yeni gün Spor

13- Gıda Spor

 

 

 

  1970’lı yıllarda Siverek gençliği basketbol ve voleybol sporuyla da ilgilenmeye başlar. Daha sonraki yıllarda Siverek’teki gençlerin ve spor camiasının büyük bir ihtiyaç olarak hisettikleri kapalı spor salonunun 1989 yılında temeli atılarak 1996 yılında hizmete girmiştir. Futbol kulüplerinin faaliyetleri ise devam etmektedir. Şehrin güneyindeki bir alan yetkililerce uygun bulunarak stadyum tamamlanmıştır. Profesyonel Firkan TÜZSÜZ stadyumu çimlendirilerek futbol karşılaşmalarına uygun modern bir tesis haline getirilmiştir.

 

              1969 yılında kurulan "Siverek Belediye spor" 1994-1995 sezonunda üçüncü ligde mücadele vermeye başladı. 1999-2000 sezonunda amatör kümeye düşen Siverek Belediye Spor 2003 yılında Urfa bölgesinde 1. olarak bölgeler arası yükselme grubunda 3. lige çıkma mücadelesi vermektedir.

 

 

Siverek Spor (1997)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Karacadağ kayak merkezi (Siverek’i Vilayet Yapma ve Kal. Der. Bülteninden)

 

 

 

Tenis Kortu  (Siverek’i Vilayet Yapma ve Kal. Der. Bülteninden)


 

 

SİVEREK’TE NÜFUS VE GÖÇ HAREKETLERİ

 

Çok eski bir yerleşim merkezi olan Siverek, pek çok göç ve iskan hareketlerine sahne olmuştur. Tarih içinde değişik kavimlerin ve milletlerin yönetimine girmiştir. Değişik kavimler buraya yerleşmiş, bir kısmı kısa bir süre sonra başka yerlere göç etmiştir. Bölgeye yerleşen toplulukların bir kısmı her ne kadar buradan gitmişler ise de, izleri günümüze kadar gelmiştir. Siverek’te ilk nüfus kayıtlarına ait bilgiler ve arşiv kayıtları 16.ncı yüzyılın başlarında Osmanlı hakimiyetine girdikten sonraki döneme aittir. Daha eski dönemlere ait dağınık bilgilerden de anlaşılan odur ki, pek çok değişik dinden  ve dilden insanlar burada bir arada yaşamıştır.

 

Siverek eski çağlardan beri bilinen bir yerleşim yeri olup, Osmanlı idaresinde de meskûn yerler arasında idi. Özellikle Diyarbekir-Halep ticaret yolu üzerinde olmasından dolayı ehemmiyetli bir konuma sahipti. Ancak, XV. Yüzyılın sonlarına doğru ticaret yollarının değişmesine paralel olarak bu şehrin de önemini büyük ölçüde kaybettiği anlaşılmaktadır. XVI. Yüzyılın başlarında (1518) 209 hane, XVI. Yüzyılın ikinci yarısında (1566) 479 hane nüfusu ile büyükçe bir köy görünümünde idi. Şehir sakinleri ise Müslüman ve Gayrimüslimlerden müteşekkil idi.”[2]

 

1518’de Siverek, Diyarbekir beylerbeyliğine bağlı klasik Osmanlı sancağı konumunda idi. (Klasik sancaklarda sancak beyi merkezden atanır, süresi genellikle iki-üç yıldır. Süre sonunda sancak beyi el değiştirir. Bölgedeki diğer sancaklar ise, merkeze daha az bağlı ve şehirleşme süreçleri daha tamamlanmamış sancaklardır. Klasik sancakta Merkezi, diğer sancaklarda yerel ve özerk bir yapı ön plandadır. Bu durum Siverek’in bölgedeki diğer şehirlerden daha erken zamanda şehirleştiğini ve o dönemlerde feodalitenin şehirde zayıf olduğunu göstermektedir.) Bu tarihte Siverek, Bucak, Oşun, İn, Heylun ve Çıbıkdan (Çaykadan olarak da geçmektedir) nahiyelerine sahip bir sancak durumundadır. Merkez nüfusu  1750 civarındadır. Bu sayı 1566’da 2500’e ulaşmıştır. Bu tarihte  merkeze bağlı meskun 63 köy bulunmaktadır. Toplam köy sayısı ise 145 olarak tespit edilmiştir.

 

Aşağıda bu yerleşim birimlerinin  o tarihlerdeki nüfus yapısı  çıkarılmıştır.

1- Siverek (Şehir) Nahiyesi: 1518’de, 22’si viran 49 köy, 1530’da 14’ü viran 49 köy, 1566’da tamamı meskûn 63 köy mevcut idi.

2- Bucak  Nahiyesi: Bu gün de aynı adı taşımaktadır. 1518’de 28, 1530’da 32 ve 1566’da 49 köyü bulunmakta idi. Meskûn köyler ise 1518’de 26, 1530’da 32 ve 1566’da 49 idi.

3- Oşun  Nahiyesi : Hilvan ilçesinin kuzeyi ile Fırat nehri arasındaki bölge. 1518’de 21, 1530’da 24 ve 1566’da 69 köyü mevcuttu. Bunlardan meskûn olanların sayıları 1518’de 2, 1530’da 14 ve 1566’da 69 idi.

4- İn  Nahiyesi: Siverek’e Bağlı bu günkü Çaylarbaşı köyü olarak biliniyor.1518’de 29, 1530’da 35 ve 1566’da 21 köyü bulunuyordu. Bunlardan meskûn olan köylerin sayıları ise 1518’de 16, 1530 ve 1566’da 21 idi.

5- Heylun(Hilvan) Nahiyesi: Hilvan bu gün Şanlıurfa iline bağlı bir ilçe konumundadır. 1518’de 19’u viran 20 köy, 1530’da 25 köy ve 1566’da 34 köy bulunmakta idi. Meskûn köylerin sayıları ise 1518’de 1, 1530’da 10 ve 1566’da ise 34 idi. 

6- Çaykadan Nahiyesi: Bu nahiyenin ismini Cıbıkdan ve Sakdan okuyanlar da olmuştur.. Bu günkü Şekerli nahiyesinin Karacadağla birleştiği alanda bulunmakta idi.

 Çaykadan 1530’da 95 köy ve 1566’da 94 köye malik idi. Sancağın köy ve nüfusça en büyük ve kalabalık nahiyesi idi.”[3]

 Tarih içinde Siverek’e bağlı köy sayısında sayısal olarak pek değişme olmamıştır. Ancak buralarda yaşayan topluluklarda büyük değişmeler (yerleşmeler ve göçler) olmuştur. Zamanla burada yaşayanların bir kısmı savaş ve başka nedenlerle buradan göçmüşler. Onların yerine başka topluluklar yerleşmişlerdir. Zaten Siverek’in nüfus yapısı günümüze kadar aynı şekilde dalgalı olarak gelmiştir. Nufüs sürekli artıp eksilmiştir. 1500’lerde burada yaşayan aşiret ve toplulukların bir kısmının izine bugün rastlanmamaktadır.

 

1870’te Siverek Nüfusu

 

Diyarbakır salnamelerine (1871-1872.) göre Siverek’te nüfus;

Tablo V:1871-72 Yılında Siverek Kazasının Nüfus Durumu

Yerleşim Birimleri

Mahalle

Hane

Köy

Müslim

G. Müslim

YEKÜN

Siverek Kasabası

3

1.711

-

3.333

940

4.272

Karacadağ Nahiyesi

-

310

17

815

-

815

Dağbaşı Nahiyesi

-

237

11

652

-

652

Karavari Nahiyesi

-

130

6

281

19

310

Şehir Nahiyesi

-

385

24

738

-

738

Garp Nahiyesi

-

311

22

664

-

664

Yerleşim Birimleri

Mahalle

Hane

Köy

Müslim

G. Müslim

YEKÜN

Çem  Nahiyesi

-

239

32

1.110

4

1.114

Burhan Nahiyesi

-

355

17

708

35

743

Hoşin Nahiyesi

-

229

20

987

35

1.022

Bucak Nahiyesi

-

1.014

55

2.076

181

2.257

Karakeçi Nahiyesi

-

692

30

1.355

-

1.355

YEKÜN

3

6.070

234

12.734

1.214

13.941

 

Bu yıllarda Siverek Kazasının nüfus yapısına baktığımızda hiç de küçümsenmeyecek bir rakam karşımıza çıkıyor. 1871’de Kazanın genel nüfusu 13.941’dır. Müslümanların sayısı, 12.734’tür. Gayr-i Müslimlerin sayısı ise 1.214’tür. Bağlı bütün nahiyeler bu rakamların içerisindedir. Kazanın merkez nüfusu ise 4.272’dir. 3333’ü Müslüman ve 940’ı Gayr-ı Müslim’dir. Kaza merkezinde 3 mahallede toplam 1.711  hane mevcuttur.[4]  Burada Siverek şehir nüfusunun saptanmasında hata olabilir. Çünkü Kaza merkezinde 1 711  haneye 4272 kişi kaydedilmiştir. Buna göre hane başına 2.6 kişi düşmektedir. O zaman hanelerin %50’si çocuksuz iken Diğer %50’sinin sadece karı kocadan ibaret olduğunu söylemek gerekir ki, bu da mümkün değildir. Hane sayısının  ortalama 5 kişi olarak kabul edersek bu tarihte Siverek kaza merkezi nüfusunun 8.555 kişi olması gerekir. Nitekim başka bir araştırmada bu husus şu şekilde tespit edilmiştir. 

Siverek Harput eyaletine bağlı kaza olduğu dönemde yapılan nüfus sayımına göre hane sayısı   6742’tür.[5] Burada her hanede 6 kişi var sayılarak Siverek’in o dönemde bağlı köylerle toplam nüfusu 36.444 olarak belirlenmiştir. Belirlenen hane sayısı ortalama beş nüfus ile çarpılırsa toplam  nüfus 30 370 olarak çıkar.

 

1900’lerde Siverek Nüfusu

 

1901-1902, 1903-1904, 1905 yıllarında Siverek kazasında 5 nahiye, 408 köy bulunmaktadır.

Köylerin 382’si Müslim, 2’si Gayrimüslim ve 24’ü de muhtelit (karışık) olup, toplam nüfus 38.335’dir.

Tablo VI: 1894-95 Yılı Siverek Nüfusu[6]

İslam

Ermeni

Ermeni  Katoliği

Süryani Kadim

Protestan

Yahudi

Yezidi

YEKUN

 

 

E

K

E

K

E

K

E

K

E

K

E

K

E

K

 

 

23.307

10.862

791

791

25

54

260

325

152

136

51

81

1.500

38.335

                                               

Bu tabloda da görülüyor ki, Siverek’te İslam, Ermeni ,Süryani, Protestan, Yahudi ve Yezidi toplulukları bir arada yaşamakta idi. Toplumsal hoşgörünün ve bir arada yaşama kültürünün en güzel örneği verilerek yüzyıllarca barış içinde yaşamışlardır.

 

Cumhuriyet Döneminde Siverek Nüfusu ve Nüfus Hareketleri

 

1923 yılı Siverek Vilayeti Salnâmesine göre Siverek Vilayetinin 1 kazası (Viranşehir), 3 nahiyesi (Karakeçi, Karacadağ, Bucak) ve 508 köyü (Bu sayıya mezralar dahildir.) bulunmaktadır. Vilayetin genel nüfusu 65.000’dir.

 

 

Abdal Ağa hamamı önlerinde bir tören (Mahmut Özer Arşivi)

 

1927 Urfa Salnâmesine göre; Siverek kazasının 3 nahiyesi ve 317 köyü bulunmaktadır. Bu nahiyeler Karakeçi, Karacadağ ve Bucak’tır. Siverek kazasının 7 mahallesi bulunmaktadır. 43.344 toplam nüfusunun 20.868’i erkek; 22.516’sı ise kadındır. Tarıma bağlı nüfusun büyük kısmı köylerde yaşamaktadır. Bu dönemde şehir ve kasaba merkezlerinin nüfusları uzun zaman durağan kalmıştır. Şehirli elit tabaka köylüleri arasına almamak için epey direnmiştir. Bu yüzden eskiden köylülerin şehre gelip yerleşmeleri kolay olmuyordu. En azından şehirliler onları içlerine almak istemiyorlardı. Bu durum sadece Siverek’te değil o dönemin bütün şehir ve kasabalarında değişik şekillerde yaşanmıştır. Köylülerin şehirlerden dışlanmaları 1950’lerden sonra kırılmış ve Anadolu’nun büyük kısmında olduğu gibi Siverek’te diğer nedenlerini de aşağıda anlatacağımız,  köylerden şehre, oradan da büyük şehirlerin kenar semtlerine büyük  göç dalgaları yaşanmıştır.

       1950'li yıllardan sonra şehir hayatının cazibesi insanları, bilhassa  yoksul Anadolu köylülerini kendine çekmişti. Şehirlerde nispeten görülen  ve köylere göre hayli ilerlemiş konforlu hayat, elektrik lambalarının  uzaktan görülen parlak ışıltısı, fakir, yoksul, susuz, gaz lambası ışığında  zor bir hayat süren köy insanını, süratle kasabadan, oradan da büyük  şehirlerin kenar mahallelerine çekti. Bu göçlerin altında yatan en büyük  neden, rahat bir yaşam sürmek, medeniyetin, özellikle şehirlere sunduğu  “görsel” yeniliklerden istifade etmek idi. Yani  köylü deyimi ile odasında düğmeye dokununca yanan "ampulle" aydınlanmak ve "şehirli"olmaktı.

 

Hürriyet caddesinde bir bayram töreni  (Mahmut Özer Arşivi)

 

Endüstri devriminin bize geç ulaşması, Batıda benzeri daha önce yaşanan göçlerin bizde yeni yeni başlamasına neden oldu Bu süreç, yani makineleşme, ekonomik ve refah düzeyi ile iş imkanlarının şehirlerde daha iyi olması,  insanların 1950-60’lı  yıllarda yapılan  göç nedenlerinin başında&n