SON SÖZYeni bir eserle karşınızdayız. Elinizdeki kitaptan söz etmeden önce bunun alt yapısını oluşturan bazı gelişmeleri aktarmak istiyorum. Daha önce yazdığımız “Dünden Bugüne Siverek” kitabının yayınlanmasının üzerinden neredeyse 6 yıl geçti.. Bu 6 yıl zarfında kitabın etkileri, yansımaları, yeni açılımlar ve çalışmalara öncülük etmesini anlatmaktaki amacımız, gelecekte Siverek’in tarih ve kültürü üzerine çalışmalar, ya da yerel kültür ve tarih araştırmaları yapacaklara ilerledikleri yol üzerinde birkaç iz ve işaret bırakmaktır. Bu arada yayınladığımız bu kitap çerçevesinde meydana gelen bazı gelişmeler ile yaşadığımız traji-komik birkaç anekdotu aktarmak istiyorum. 1995 yılında sayın Ramazan Özgültekin’in evinde mutat olarak bir araya gelip sohbet ettiğimiz günlerde, yaşadığımız yöreye nasıl bir katkımız olur? Çevremize ne şekilde bir değer katabiliriz diye beyin jimnastikleri yaparken farklı düşünceler ve görüşler birbiri ardına ortaya atılıyordu. Ramazan bey bizim Siverek ile ilgili bazen hayal mesabesinde de olsa güzel projeleri gündeme getirdiğimiz zamanlar sazına sarılır, bizleri de coştururdu. O günlerde hayalini kurduğumuz pek çok düşüncenin kısa zaman sonra kısmen de olsa gerçekleşmeye başlaması , gerçekleşmesi zor görünse de güzel şeyleri düşünmenin ve hayal etmenin faydalarını bizzat yaşayarak görmüş olduk. O günlerde, çevremize neleri ve hangi değerleri katabiliriz diyerek hayal ettiğimiz pek çok düşünce ve proje daha sonra tek tek hayata geçmeye başladılar. Bundan aldığımız sevinci buraya kaydederek tarihe bir not düşmeyi görev biliyorum. Ta ki gelecekte bir şeyler yapmak isteyenler umutsuzluğa kapılmasınlar. Yeter ki düşünsünler ve hayal etsinler ve yapacaklarına samimi bir şekilde kendileri inansınlar. Önce kendi gücümüzün farkına varalım. Kendimize inanalım. Arkası gelir. En önce beynimiz sonra pek çokları bize yardım edecektir. İşte o günkü düşünce ve projelerden bazılarını sayacaklarımızın bir kısmı gerçekleşti. Bu projelerimizden bir kısmı da gittikçe gelişmekte ve gerçekleşme aşamasına gelmiş durumdadır. · İlk düşüncemiz, Siverek’in tarihini, kültürünü, sosyal yaşamını derleyip bir kitap halinde yayınlamaktı. Bu projemiz “Dünden Bu Güne Siverek” kitabı ile gerçekleşti. Beraberinde pek çok yeni araştırma ürünü de ortaya çıkardı. Kitap Siverek’te bir ilktir. Daha önce bazı gazete ve dergilerde Siverek ve çevresini konu edinen daha çok duygusal bir kısım yazılar ile ansiklopedilerin “Siverek” maddesi içindeki bilgiler dışında ilçemiz ile ilgili maalesef herhangi bir çalışma yapılmamıştı. Bu yüzden bu kitabın yazılması aşamasında kaynak bulamama sıkıntısı ile karşı karşıya geldik. Daha önce yapılmış derli toplu hiçbir doyurucu kaynağa ulaşamadık. Kitabımızın en büyük eksiklerinden birisi bu tarafıdır. Elinizdeki ikinci kitabı çıkarmamızın en büyük amacı bu açığı gidermekti. Bunda da başarıya ulaştık. · İlçede festivaller, bilimsel toplantılar ve yöresel şenlikler yapmak. Bu proje de kısa zamanda gerçekleşti. “Şire Üzümü Kültür ve Sanat Festivali”, “Uluslararası Karakeçili Şenlikleri”, ”Tarihte Siverek Sempozyumu” ve daha pek çok küçük çaplı toplantı ve paneller yapıldı. Ve yapılmaya devam edilmektedir. · Şehirde bir dernek veya vakıf kurarak işsizlere, okuyan gençlere, bedensel engellilere, yardıma muhtaç yoksul insanlara yardım elini uzatmak için çeşitli organizasyonlar gerçekleştirmek. Bu düşüncelerden birisi “Bedensel Engelliler Derneği” olarak gerçekleşti. Derneğin ilk kurucusu ve başkanı Ramazan Özgültekin’dir. · Siverek evleri emsali az görünen yerel taş yapı mimari özellik taşımaktadırlar. Şehrimizde henüz tamamen yıkılmayan pek çok yerel özellik taşıyan evler vardır. Daha çok eski konak mesabesindeki bu evler gittikçe yerlerini beton binalara terk edip yok olmaktadırlar. Bir projemiz de, “Siverek Evleri”ni tanıtarak kamuoyu oluşturup bu güzelim kültür mirası evleri kurtarmaktı. En azından bunlardan birisini alarak kültür hizmetinde ve ilçenin tanıtımında kullanma idi. Bu günlerde bu konuda hayli sevindirici gelişmelerin olduğunu belirtmekle yetinelim. Bu projemiz Kaymakam sayın İ.Hayrullah SUN tarafın büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılanmış ve destek verilmiştir. Sonrasını hep beraber göreceğiz. · Kitap etrafında düşündüğümüz en önemli proje ise, Siverek ve çevresi ile ilgili yapılmış ve yapılacak araştırmaların ve yayınların bir bibliyografisini çıkarmaktı . Bu projemiz umduğumuzdan daha güzel ve süratle gerçekleşti. Elinizdeki kitabın kaynakça bölümüne dikkat ederseniz ne demek istediğimiz anlarsınız. · Siverek Belediyesi ve diğer sivil toplum kuruluşları çeşitli dergiler yayınladılar. Kendi tanıtımlarını yapmak ve faaliyetlerini anlatmak için çıkan bu dergilerde daha çok Siverek’in tanıtımına ağırlık verdiler. Çıkarılan yapraklı takvimlere Siverek ve çevresinin fotoğrafları artarak yansıtıldı. Kısaca herkeste Siverek’i bir şekilde anlatma ve tarihi mirasına sahip çıkmak aşkı uyandı diyebiliriz. Buna bağlantılı olarak; 1- “Dünden Bu Güne Siverek” kitabı yayınlandıktan sonra 28 üniversite mezunu gencimiz lisans ve Yüksek Lisans (mastır) tezlerini Siverek ve çevresinin tarih, kültür ve sosyal yaşantı, el sanatları, tarım coğrafi konumu, tarihi eserleri ve camiler, tahrir ve şer’iyye sicil defterleri, yetişmiş büyük insanlar ve daha bir çok konulardan seçtiler. Bu tezleri başka çalışmalar takip etmektedir. 2- Bunlardan başka çok önemsediğimiz ve tarih konusunda yöremiz için bir dönüm noktası olan “Tarihte Siverek Sempozyumu”nun gerçekleşmesidir. Bu sempozyumun en güzel meyvesi de bu bilimsel toplantıya sunulan tebliğlerin Siverek Kaymakamlığı tarafından kitap olarak yayınlanmasıdır. 30’u aşkın tarihçi akademisyenin ilçemizde ağırlanarak toplantının Siverek’te gerçekleşmesi ve Sempozyum tebliğlerinin kitap olarak yayınlanmasında Kaymakam sayın İ.Hayrullah SUN’un gayretleri hiçbir zaman unutulmayacaktır. Sayın SUN burada görev yaptığı süre içinde en büyük hizmet ve eserine bu şekilde imza atmıştır. “Tarihte Siverek Sempozyumu” kitabı “Dünden Bu Güne Siverek” kitabının kendisini de aşan ve çok daha ileri noktalara çıkaran bir meyvesi olmuştur. Bu sayede pek çok akademisyen ve tarih araştırmacısı çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmışlardır. Yeni araştırmacıların önü açılmıştır “Dünden Bu Güne Siverek” kitabının etrafında ve onunla ilintili olarak gerek bizim, gerekse bizim dışımızdaki kişilerin yaptıkları faaliyetleri yukarıda kısaca yazdık. Elbette ki, bütün bu anlatılanları sadece çalışma grubumuz yapmadı. Pek çok kişi kendi alanlarında bizden sonra değişik çalışmaların içinde oldular. Olmaya da devam etmektedirler. Zaten bizim istediğimiz de buydu. Memleket sevgisinin tezahürü olan bu çalışmaların zevkli bir yarış ve teşvik edici bir rekabete dönüşmesiydi isteğimiz. Siverek’i anlatan bu kitabı yazmakla bizler suya bir taş attık. İlk dalgalanmayı giderek genişleyen dalgalar takip etti. Öyle inanıyorum ki, bu dalgalar büyüyerek devam edecektir. Bu dalgalar bilgi sahillerimize pek çok bilinmeyenleri taşıyacak, geçmişin uçsuz bucaksız derinliklerinden ilginç malumatları önümüze sürükleyeceklerdir. Ancak yaşadığımız çevre ile ilgili bilgilerin ne kadar az olduğu, tarih okyanusunun sahillerinden bilgi kıyılarımıza maalesef neredeyse hiçbir dalganın taşınmadığını işin içine girince anladık. Siverek’in tarih sahili neredeyse bomboş duruyor. Üzülerek ifade edelim ki Siverek’te doğup şu anda yurdumuzun en mümtaz Sosyal bilimcileri arasında yer alan aydın hemşehrilerimiz bu konuya son derece ilgisizdirler. Buraya kadar bir kitabın yayınlanmasıyla ortaya çıkan güzel ve sevindirici gelişmeleri yazdık. Bu gelişmelerin araştırmacılara yeni çalışmalarında ve daha güzel eserlerin ortaya çıkmasında cesaret ve güç vereceğine inanıyoruz. Ne var ki, her iyi ve güzel şeyin gül ve diken misali ufak da olsa hoş olmayan yanları da vardır. Aşağıda anlatacağımız ve bizzat yaşadığımız birkaç olayı ibret vesikası olarak gelecekte bu tür çalışmaların içinde olacaklara , benzer olaylar önlerine çıktığı zaman yılmamaları, üzülmemeleri, vazgeçmemeleri, umutlarını kesmemeleri, her türlü engele direnmeleri, bu yaklaşımları sinek vızıltısı gibi görüp, gülüp geçmelerini sağlamak için yazdık. Anlatacağım ibretlik vakaların bir kısmına bizler de gülüp geçtik. Ama geleceğe not düşmek için de buraya kaydettik. “siverek” “vatan” “sakarya” ve BEN Siverek’in tarihini, kültürünü, dününü ve bu gününü araştırmaya başladığımızda bu çalışmalarımızı duyan pek çok kişi gelip bize destek sözü verdiler. Tabi parantez içinde ve satır aralarında kendilerini anlatma inceliğini göstermeyi unutmadan. İçlerinden şair olanlar, üstad ve yazar olanlar ve başkaları. Hatta Siverek’te yapılan her güzel faaliyetin kendileri tarafından yapıldığını ima ettikten sonra “ Hele siz bu kitabı bir bitirin. Tanıtımda her türlü desteği vereceğiz. Siverek’te böyle bir hizmeti yapın. En büyük destekçiniz ben olacağım. Kitabın tanıtım ve satışı bana ait.” Gibi sözlerle bizlere destek ve moral verdiler. Hepsine teşekkür ederiz. İşte bunlardan birisine kitabın çıktığını müjdelediğimizde “Siz Siverek’e en büyük hizmeti yaptınız. Kitabınızı merak ve sabırsızlıkla bekliyorum. Bana 100 adet gönderin. Pek çok dostum vardır. Hepsine satacağım. Sizleri tebrik ederim.” dedi. Bir gençle kitapları gönderdik. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra arkadaşımızı aradık. Kitap lazımsa gönderelim dedik. Çünkü çok sayın aydınımız en az 100 kitap gönderin demişti. Cevap mı? İşte gencin söyledikleri “ Söylediğiniz ........... beye gittim. Kitapları kendisine verdim. Koliden bir tanesini çıkardı. Hızlı bir şekilde baştan sona sahifeleri tek tek çevirdi. Bir şeyler arıyordu. Sonra tek bir kitap almadan bana hepsini geri verdi. ..” Vatan, Millet, Siverek ve Sakarya bunlar lafu güzaf , hepsini çöpe at. Kendisi nerede.. ben neredeyim.? Ben ki, ben... aslında ben.! Ben, ben yoksam at gitsin... Meğerse sayın üstad kitapta kendini arıyormuş.. kendini göremeyince de alıp şu kitabı bakayım, bu adamlar ne yazmışlar, ne etmişler diye merak bile etmeden elinin tersiyle kitabı itti....Bütün destek sözleri ve tebrikler sayın aydınımızın kitabın bir yerinde onurlandırılması şartı ile imiş!.. Ne diyelim af ola....! Gülelim mi Ağlayalım mı? Bazı olaylara ağlayıp gülmek arasında insan ne yapacağını bilemiyor. Aşağıda yazacaklarımız sadece gelecekte bu nevi çalışmalar yapacaklara bir ışık yakmak ve karşılaşacakları bu tür olaylar karşısında hazırlıklı kılmaktır. Burada yaşanmış bazı tipik vakaları yazarak tenkit ettik. Kişilerle bir ilgisi yoktur. “.... Kaymakamlık makamındayız. Ramazan ve Hüseyin bey de oradalar. Bir iki kişi daha var. İlçenin eğitim camiasının en üst düzey yöneticilerinden birisi hışımla içeri girdi. Girişinden birilerine kızdığı belli idi. Üçümüzü işaret ederek “ Kaymakam bey .. ben bunlardan şikayetçiyim. “ dedi ve konuşmasına ara vermeden “Bunlar bir kitap yazmışlar. Tarihi tahrif etmişler!. Halka yanlış bilgi veriyorlar. İnsan yaptığı işi doğru dürüst yapmalı.. Sizin huzurunuzda bunu açıklıyorum.” Hepimiz neye uğradığımızı şaşırmış ve afallamıştık. Birbirimize baktık. İçimden “acaba kitapta bir yanlışlık mı yaptık. Öyle bir şey varsa rezil olduk.”derken, O, konuşmasına ithamlarını sürdürerek devam ediyordu. “.............. falan yapının asıl ismi ............. iken ve onu yapan kişi ........ iken siz yanlış yazmışsınız. Bunu yapan benim dedem idi. Ondan hiç bahsetmemişsiniz. O tarihi eserin adını yanlış yazmışsınız. Zaten hep böyle yapıyorsunuz...... Böyle kitap mı yazılır.“ mesele anlaşılmıştı. Biz de ferahlamıştık. Çünkü biz kitapta yanlışlık yapmamıştık. Doğrusunu yazmıştık. Hemen bir kitap getirttik. Beraber baktık. kitapta itiraz edilen yanlışlık yoktu. Bilakis onun dediği şekilde yazılmıştı. Dediği konuyu açtık kaymakam ve oradakilerin huzurunda kendisine gösterdik. O’nun dediği şekilde yazılmıştı. Eğitimci olan bu zat maalesef kitabı okumamıştı. Merak saikası ile bile olsa karıştırmamıştı. O anda o zatın yerinde olmak istemezdim. Çok mahcup oldu. Bunu kendisi istemişti. En az on defa özür diledi. Kapıya kadar “kusura bakmayın ben kitabı okumamıştım. Bana öyle söylemişlerdi... vs.vs.” Tabi en büyük fazilet kişinin hatasını anlayıp özür dilemesini bilmesidir. O zat da bu fazileti gösterdi. Biz de anlayışla karşıladık. Ancak hala üzüldüğüm nokta, bir eğitimcinin kendini de ilgilendiren bir kitabı hiç okumaması, okumaması bir yana kitabı okumadan tenkit etmesi ve yazarlarını itham etmesi idi. En Büyük Kim? Kitapta bir bölüm de Siverek’te tanınmış bilim adamları ve aydınlara, yani Siverek büyüklerine ayrılmıştı. Bu bölüm kitabın en çok merak edilen ve başımızı ağırtan kısmı oldu. Büyük ve aydın olmanın ölçüsü neydi.? Bizler bazı ölçülere riayet ederek, ya da herkesin en azından büyük ve aydın olarak kabul edebileceği kişileri yazalım dedik. İşte burada maalesef yanılmışız. Meğer herkesin gönlünde bir aslan yatıyormuş. Herkesin gönlünde yatan O aslan ya da “Siverek Büyüğü” kendisi imiş. İlk anekdotta anlattığımız gibi maalesef pek çok kişi kitabı eline alır almaz ilk önce kendisinden söz edilip edilmediğini kontrol ettiler. Bu yüzden bir sürü kişinin husumetini üzerimize çektik. “Neden benden bahsetmediniz. Bana bir teşekkürü bile çok gördünüz. Hani benim dedem. Onu neden yazmadınız. Benim bu memlekete hiç mi faydam dokunmadı. Şurayı ben yaptım. Bu işi ben yaptım. Benim emeklerim. Benim çabalarım. Ben...... ben......... ben.......... sanki bir şecere kitabı ya da bazılarının benliğini okşamak için kitap yazmıştık. Yerel özelliği olan kitap yazacaklara çok önemli bir tavsiyemiz.” Siz siz olun. Sakın “........ilçesinin” veya “........ilinin büyükleri ya da aydınları “ diye bir bölüm koymayın kitabınıza . Meğer ne çok büyük varmış memlekette. Elbette bilim ahlakı “kim, neyi nereden ve kimden almışsa onu kuralları içinde belirtmeyi ve kaynak göstermeyi” gerektirir. Bilim namusu da budur. Çünkü bilim kolektif bir şuurun ve top yekun bir tarihi birikimin eseridir. Bilim tek başına hiç kimsenin malı değildir. Asırlarca bilim binasına kim bir harf eklemişse anılmalı, değeri bilinmeli ve hakkı teslim edilmelidir. Bilim ya da eser hırsızlığı eşya hırsızlığından daha ağır ve daha yüz kızartıcıdır. Bu bilinçle şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda, eser ve çalışmalarından yararlandığımız herkesi zikrettik ve her kaynağı gösterdik. Bizler bilerek ve farkında olarak hiç kimseyi ve eseri gizlemedik, göz ardı etmedik. Bilim etiğine uymaya çalıştık. Hata ve sehiv eseri olarak yaptığımız yanlışlar da olabilir. Bu hata ve unuttuklarımızı bize hatırlatanlara minnetle teşekkür ederek, yanlışlarımızı düzelteceğimize burada söz veriyoruz. Eğer bir yanlışlık varsa mutlaka hata eseridir. Ancak bizim hazırladığımız çalışmayı herhangi bir mevkutede kullanacaklara da kaynak belirtmelerini istemek çok şey midir? Bizden yapılan bir alıntının kaynağını gösterin, demek en tabii hakkımız değil midir.? Bu konuda bir iki örnek olay : Çalışmalarımızdan haberi olan bir dostumuz bizleri arayarak “Size Siverek’i anlatan yeni bir kaynak buldum. Bir dergide Siverek kapak konusu yapılmış, içerde 5 sayfa ayrılmış.”... Sevinmiştik. Çünkü bizler Siverek ile ilgili nerede ve kimde en ufak bir bilgi veya belge kırıntısı varsa onu altın bulmuş gibi arşivleyip değerlendiriyoruz. Dergiyi hemen temin ettik. Sevinç ve merak ile açtık. Aaaa.. Birbirimizin yüzüne baktık. Yazı ve fotoğraflar noktası virgülüne kadar “Dünden Bugüne Siverek” Kitabından alınmıştı. ................................ imzası ile yayınlanmıştı. Sayın yazar bu yazıyı aynen aldığı kitaptan ve yazarlarından tek bir satır söz etmemişti. (Yazıyı çalan kişiyi ve derginin ismini vermiyoruz. Dergi bizde duruyor. Meraklılarına gösterebiliriz..) mahkemeye verelim dedik. Bir arkadaş “bırakın vicdanı onu mahkum etmiştir zaten.” Dedi. bu olayları ibret için yazıyoruz. Kimseye kastımız yok. Olsa ismini yazardık. Bunun gibi pek çok kişi bizden alıntı yapıp kaynak göstermeden yayınladılar. Bunu yapanlar etik’ten yoksun bir anlayış yüzünden mi, yoksa bir kıskançlık eseri mi yaptılar bilemiyoruz. Sebep ne olursa olsun yukarıda sözünü ettiğimiz tipik olaylar bizi engellemedi, aksine bizler yeni bir eserle karşınızdayız. Belki de bu tür kronik ve her yerde rastlanması mümkün olaylar bizi daha da dikkatli olmaya ve yeni araştırmalara sevk etmiştir. Doğup büyüdüğümüz, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz yöreye vefa borcumuzu bu çalışmayı yaparak sizlere ve gelecek nesillere ithaf ediyoruz. Eksik ve hatalarımız için affınızı diler yeni araştırmacılara şimdiden başarılar dileriz.
|
||